Anasayfa / BTGündem / ARI Teknokent, tekno otoparka döndü

ARI Teknokent, tekno otoparka döndü

İstanbul Teknik Üniversitesi, Arı Teknokenti’ne giriş çıkış yapan tüm araçlardan giriy ücreti almaya başlayarak Türkiye’nin son günlerde moda olan en büyük rant kapısı otopark işletmeciliğine başladı.

Türkiye’de son yıllarda moda olan girişimciliği desteklemek ve teknoloji geliştirilmesini desteklemek için İTÜ de ARI Teknokent adında bir teknokent uygulaması başlattı. Amaç teknoloji geliştiren şirketlere ucuz yer ve işgücü kaynağı sağlayarak Türkiye’deki teknoloji gelişimine destek olmak.

Bu uygulamada 10 yıllık süre için şirketlere dış yapısı yapılmış bir yer teslim edilecek ve bu yerin iklimlendirme, elektrik vb yapıları kiracı tarafından karşılanacaktı. Bu bir yıllık gecikme ile hayata geçti. Ancak kira bedeli ve işletme bedelleri birleşince yerin m2 kirası 21 Euro civarına çıktı.

Yine anlaşma uyarınca her şirkete alanı ile orantılı kapalı ve açık otopark
tahsis edilmişti. Bir yıldan beri çalışanlar ve Teknokent ziyaretçileri arabalarını ARI Teknokent’in otoparkına rahatça sokabilirlerken İTÜ yönetimi otopark rantını keşfetti. Önce kapıya bir kontrol birimi kondu ve günlük 2.5 YTL otopark ücreti alınmaya başlandı.

İTÜ Arı Teknokent çalışanlarından Zafer Babür konuyu şöyle özetliyor :

Otopark ücreti alınmaya başlamasından sonra hiçbir duyuruya gereksimim duymadan giriş parası adında saatlik ücret tahsil edilmeye başlandı. Ardından Yetmedi servis arabalarından tam ücret almaya başladılar.

30 dakika içinde girin çıkın burası park yeri. Nasıl bir park yeri servisi veriyorlar, ne sağlıyorlar derseniz hiç. Sadece ayakbastı parası..Bu tabi ki gençler arasında infiale neden oldu. Zira hiç kimse daha önce ne yazılı uyarı yapmış ne de girişe bundan böyle burası paralıdır diye bir yazı ya da uyarı da bulunmamıştı. Rektörün emri olduğu söyleniyordu ama rektör ortada yoktu, rektör yardımcıları ise sorunu Teknokent yönetimi ile çözmeye çalışmaktan başka İTÜ ile hiçbir ilişkisi olmayan insanları cezalandırarak sorununu çözmeye çalışıyordu.
Rektör yardımcılarının atladığı bir konu vardı burası Deli Dumrul’un köprüsü değildi, anlaşma yapılmıştı. Askeri rejimlerden bugüne gelen Türkiye’de Türkiyenin geleceğine inanan herkesin bir hedefi vardı hukuk devleti olmak.
Maalesef eğitim kurumlarının başındakiler de kendi sorunlarını hukukla masa başında çözemeyince hukuku rafa kaldırıp, birtakım devletlerin yaptığı gibi “biz yaptık oldu” mantığı ile hareket ettiler. Kendilerini haklı çıkartmak için ise kolluk kuvvetlerini de yanlarına alıp, çalışanlar için bunların arasında “provakatör” ler var demeyi seçtiler.

Askeri cunta dönemi öncesi ve sonrası İTÜ de öğrenciydim, o yıllarımda
haksız onlarca olayla karşılaştım. Kolluk kuvvetlerinden öğretim üyelerine öğrencilerine kadar birçoğunda gayr-i hukuki uygulamalar görmüştüm bundan 25 sene önce. Nereden nereye.

Hakkında BTDunyasi