Anasayfa / BTGündem / Bilginin gücü

Bilginin gücü

Malumunuz. Eylül’ün ilk haftasına girdik. Eylül’ün ilk haftası herkes için değişik bir anlam ifade ediyor. Okuların açılmaya hazırlanması tatilin bittiğinin ve iş dünyasının hareketlendiğinin göstergesi. Bilgisayar ve İletişim Teknolojileri ile ilgili alakalı kişiler için ise meşhur Bilişim Fuarı (CeBIT Eurasia) ve Bilişim Zirvesi’nin düzenlediği zaman dilimi.

Türkiye Bilişim Derneği’nin Bilişim Kurultayı ile Eylül’ün ilk haftası bilişimciler için bir anlam ifade etmeye başladı. Ancak günümüzde bu zaman dilimi Bilişim fuarı ve Bilişim Zirvesi’nin. Bilişim Zirvesi ’04’ün bu yılkı ana teması “Bilgi Gücü”.

Bilginin ne kadar güçlü olduğunun sanırım söylemlerde hepimiz farkındayız. Peki ya gerçekte?

Bilişim Zirvesi ile başladık. Onunla devam edelim. Bilişim Zirvesi’nde yer alan konulara şöyle kabaca bir bakacak olursak ağırlıklı olarak Bilgisayar ve İletişim Teknolojisi şirketlerinin sorunlarının, stratejilerinin, devletin bu konudaki yaklaşımlarını, teşviklerini anlatan tamamen “SEKTÖR” odaklı toplantılarla doldurulduğunu görüyoruz. Konuşmacılar da yine “SEKTÖR”ün çalışanları.

Tabii ki konular arasında örnek uygulamaların gösterildiği oturumlar da kendine küçük bir pay bulmuş burada. Ama bilginin gücünden bahsediyoruz. Elimizdeki bilgilere bir bakalım.

Bilişim Zirvesi’nin web sitesinde geçmiş yıllardaki etkinliklerin verileri bize bazı bilgiler sunuyor. Web sitesinde yer alan Zirve Raporu’na göre 2002 yılında Türkiye Bilişim Kurultayı ile beraber gerçekleştirilen bu etkinliğe 4.000 kişi katılmış. Katılımcıların yüzde 41’ini bilişim sektörü çalışanları, yüzde 17’sini de özellikle TBD Kurultayı için bu etkinlikte yer alan Kamu çalışanları oluşturuyor.

Bu bilgiler bize etkinliğin bilişim çalışanlarının kendi aralarında oturup tartıştığı bir etkinliğin gerçekleştirildiğini gösteriyor.

Bu yıl Zirve programına baktığımızda şöyle başlıklar olduğunu görüyoruz;


“Yazılım ve Üretim İhracatı”, “Teknoloji Geliştirme ve Yenilikçilik – Katma Değeri Artırmak”, “İnsan Kaynağı ve Eğitim”, “Telekom’da Serbest Dönem”, “Yazılımda Toplam Kalite Modeli ve KOBİ’lerde uygulanması”, “Geleceğin Satış Kanalları” “Küresel Rekabette Modeller Fırsatlar Tehditler”, ”BT Nasıl Atılım Yapar?”, “AB Uyum Sürecinde Türk Bilişimi; Bugünkü Durum, AB Perspektifi ve Yapılması Gerekenler”, “Bilgi Güvenliği” , “Türkiye’nin e-dönüşümü: e-Devlet, e-Şirket, e-İnsan” ve “e-Dönüşüm Türkiye Eylem Planı” başlıklı oturumları görüyoruz.

Bunlar da elimizdeki somut bilgiler. Somut olmayan bilgi bu konuları kimlerin ilgilendireceği. Sadece Bilişim Sektörü çalışanlarını mı? Yoksa tüm Türkiye’yi mi?

Bu etkinliklere 1997 yılından beri aralıksız olarak katılan bir medya mensubu olarak benim şahsi görüşüm “Sen, ben, bizim oğlan” Bilişimcilerin kendi aralarında dertleştikleri, sorunlarını masaya yatırdıkları ancak hiçbir zaman bir noktaya ulaştıramadıkları, ertesi yıl yeniden aynı konuları çözüme kavuşturmak için tekrar masaya yatırdıkları bir toplantı zinciri sadece Bilişim Sektörü çalışanlarını ilgilendiriyor.

Ancak ülkemizin ileriye gitmesi, kalkınması, teknolojiyi daha yaygın kullanması, Bilgi Çağı’nda teknoloji altyapısı ile bilgiyi toplayıp analiz etmesi gerekenler tekstilcilerimiz, otomotivcilerimiz, ihracatçılarımız, dayanıklı tüketim malzemesi satanlarımız, hizmet sağlayıcılarımız, Avrupa’nın kara ulaşımını sırtlanmış nakliyecilerimiz. Bilgi’nin gücünü anlaması kavraması gerekenler, ülkemizi ileriye götürecek olanlar bunlar. Bilişim sektörü ise bu sektörlerin daha verimli iş yapmasını sağlayacak teknoloji altyapısını oluşturmalı.

Ama “Sen, ben, bizim oğlan” Bilişim Sektörü çalışanları Bilgi’nin gücünü önce kendileri keşfetmek istiyorlar ki yukarıda yer alan konu başlıklarıyla biraraya gelerek bilgilerini tekrar tekrar birbirleriyle paylaşmak istiyorlar.

Son 7 yıldır bu etkinlikleri birebir, yakinen takip eden bir medya mensubu olarak benim gördüğüm, benim bu bilgilerden çıkarttığım sonuç bu.

Bence bu tip bir etkinliğin daha fazla reel sektörü içine alacak modelleri sorgulaması, bunun için çalışmalarda bulunması, etkinliğin danışma kuruluna reel sektör temsilcilerini etkin bir şekilde katarak “Bilgi Gücü”ne en fazla ihtiyaç duyan reel sektörümüzün yöneticilerinin buralara etkin katılımını sağlayacak konu başlıkları üretmesi gerekir.

Hakkında Kemalettin BULAMACI