Ana sayfa BT Gündem Brezilya dizilerine ne hacet…

Brezilya dizilerine ne hacet…

Yaklaşık yedi aylık bir aradan sonra büyük bir hevesle geçtim bilgisayar başınaBu arada varolan soyadıma bir tane daha ekledim, uzuuun bir yaz tatili yaptım. Arada içim içimi yemedi değil, sektörü hiç takip etmiyorsun, çok geride kalıyorsun diye ama ne yalan söyleyeyim güneş ve deniz biraz ağır bastı ve sektörde neler oluyormuş bakalım merakı bugünlere kadar sarktı

Hani çoğunlukla annelerimizin seyrettiği, beş sene de sürse bitmeyen bir kısım “soap-opera” diziler vardı eskiden
5 ay içinde neler olduğunu beş ayda bir bölüm seyrederek kapabilirdiniz
Onlarda bile birileri büyür, birileri evlenir, birileri çocuk yapardı
Yedi ayda sektörde neler olmuş diye baktığımda ise bu dizilerin kavgalar ve gürültüleri haricinde büyüyen ve üreyen bir şey bulamadım. Bir arpa boyu yol gitmeyi bırakın kilometrelerce geriye gitmişiz. Bütün yazma hevesim birden sönüverdi.

DPT koordinatörlüğünde yürüyen E-Dönüşüm Türkiye Projesi çarptı öncelikle gözüme. Sene başında yazdığım yazıları gayet net hatırlıyorum. Bu yıl sonuna kadar bütün numaralar MERNİS numarası altında birleştirilecekti. Bilgi Toplumu Projesi kapsamlı bir Dünya Bankası projesi olarak büyük kaynaklarla harekete geçecekti ve çok kısa zamanda bütün devlet işlerinin Internet’te tek kaynakta gerçekleştirileceği bir e-portal oluşturulacaktı. Bu yıl eğitim donanımı ve yazılımlarına 130 milyon dolar harcanacaktı. Sonuç? Kısa Dönem Eylem Planı’nın yeniden yapılandırılması talep ediliyor. 8 ay sonra!! Oturulacak aylar harcanacak, yeni bir eylem planı yapılacak ve yine sil baştan
MEB ne yapmış? Bilgisayar sınıfı olan okul sayısı hala 7 binlerde olduğuna göre yapılan ortada.

Telekomünikasyon tarafındaki resim de değişmemiş bir şekilde duruyor. Hala serbestleşme var mı, yok mu, özelleştirebildiklerimizden misiniz, yoksa biz biraz daha dolanıp öyle mi gelelim kavgaları…Şirketler Türk Telekom’u suçlar, Türk Telekom şirketleri, herkes bir yerde Telekomünikasyon Kurumu’na çatar, Kurum ise bildiğini okumaya devam eder. Eskiden “TT bizi öldürmeye çalışıyor” diye sesini yükselten ISS’ler bile yeni ADSL tarifesini duyunca, “tam öldürsün de hepimiz kurtulalım” şeklinde yorumlara geçmişler.

Arada birkaç toplantı sayesinde görme fırsatı bulduğum özel sektör temsilcileri yorgun, ümitsiz. Sistem entegratörler sürekli eleman transferi yapıyor, A’daki B’ye, B’deki C’ye, C’deki de bir önceki şirketi A’ya geçiyor, herkes bir projenin peşinde günler geceler harcıyor, bir elmayı 8 parçaya bölmeye çabalarken bir de bakıyorlar ki elma çürümeye yüz tutmuş. Hükümet temsilcileri hala çok güzel cümleler kurup bu cümlelerle zaman kazanıyorlar. “Bilgi toplumu lazım, e-dönüşüm şart, koşuyoruz, AB’ye girdik gireceğiz, siz az daha sabredin…”

Uzun lafın kısası benim denizli güneşli günlerim bana çok şey kaybettirmemiş. Tabi, bu son altı ayın başlıklarına hızlıca bir göz gezdirdiğimde bende uyanan izlenim sadece. Umarım biri de çıkıp sen yanlış görmüşsün, bak ne kadar güzel şeyler olmuş der de ben de biraz utanırım. O zamana kadar ben birkaç ay daha dolanıp geleyim diyorum, nasıl olsa herşey yerinde duruyor…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here