Ana sayfa BT Gündem Çalışanlarımız Düşmanımızdır

Çalışanlarımız Düşmanımızdır

Şirketler ve çalışanlar aslında aynı takımın üyeleridir. Takım üyeleri arasındaki ilişki ne kadar güçlü olursa, elde edilecek başarı da o derece büyük olur. Ancak işin vizyoner yönü bir tarafa bir de yaşamın gerçekleri var. Bu gerçekler, her organizasyonda belli kurulların varlığını gerektiriyor. “Herkes işine dört elle sarılsın ve iyi niyetli çalışsın” diyerek, başarıyı sağlayacak düzen kurulamıyor. Bu nedenle her şirketin kendi iş yapış kurallarını belirlemesi çalışanlarından bunlara uymasını beklemesi doğaldır. Ancak zaman içinde görülmüş bazı olumsuzlukların tekrar yaşanmaması adına alınmış bazı önlemler ve izlenen prosedürler, çalışanların üzerinde baskı oluşturabilmekte ve çalışma şevklerini kırabilmektedir. Görüşmeler yaptığım bir çok şirkette, özellikle benim uzmanlık alanım içine giren telefon kullanımı ile ilgili gördüğüm bir çok uygulama, şirketlerde çalışanlarla yönetim arasında ilan edilmemiş bir savaş olduğunu düşündürüyor.

Yasak Hemşerim
Şirketlerde gördüğüm en şaşırtıcı tablo, telefon kullanımı üzerinde getirilmiş kısıtlamalardır. Hayır, mutfak telefonundan milletlerarası aramaların engellenmesinden söz etmiyorum. Bazı şirketlerde tüm dış aramalar, telefon operatörünün bağlaması ile yapılabiliyor. Bu durumda, telefon operatörü ablamız ile aranızı iyi tutmak zorundasınız, size kızarsa telefonlarınızı bağlamak veya “çok konuştuğunuzu” ihbar edebilir.

Bazı şirketlerde ise, telefon konuşmaları için izin almak gerekiyor. Eğer şehiriçi görüşme yapacaksanız OK, ama diğer yönlerde arama yapmak için bir şifre çevirmeniz gerekiyor ve bu şifre de sadece yöneticinizde var. Eğer yapacağınız görüşmenin gerekli olduğuna onu ikna edebildiyseniz sorun yok.

Bunlar aslında, Tekel olduğu için istediği fahiş fiyatları uygulayabilen bir telekom operatörü ile çalışmak zorunda olmanın sonuçları. Yakın zamana kadar ülkemizde telefon ile konuşmak o kadar pahalıydı ki, konuşmanın maliyeti, o konuşmanın sağladığı yararın üzerinde olabiliyordu. Şirketler de bu durumda konuşmayı engelleyecek tedbirler alıyordu.

Halbuki, özellikle şey şeyi konuşarak halletme alışkanlığı olan ülkemizde, telefon işleri devamı için yaşamsal öneme sahip bir araç. Telefon santralinde bir sorun olması, şirketin felç olması ile eş anlamlı neredeyse. Böyle bir ülkede, telefon kullanımının sınırlandırılması, iş kapasitesinin sınırlandırılması ile eş anlamlı neredeyse. Zaten bunu istatistiklere bakınca görebiliyoruz. Ülkemizde ortalama bir KOBİ’nin gelirleri arasında bulunduğu ilin dışından elde edilen gelirlerin oranı sadece %8. İhracatta ise KOBİ’lerimizin sözü hiç geçmiyor. Çünkü yıllardır şehirlerarası ve milletlearası telefon görüşmeleri o kadar pahalı idi ki, KOBİ’lerimiz ahizeyi kaldırmaya bile korkar hale geldiler.

Ülkemizde yavaş yavaş oluşmaya başlayan rekabet ortamı nedeniyle telefon kullanım ücretlerinin azalmasına neden oluyor. Bugün özellikle milletlerarası görüşmeler o kadar ucuzla ki, Amerika ile konuşmak, cep telefonu ile konuşmaktan daha ucuz. Rekabetçi tarifeleri değerlendiren bir şirketin telefon giderlerini %60 oranında azaltması söz konusu olabiliyor.

Ama hala, maliyetlerini azaltmanın tek yolunun,telefon ile konuşmamak olduğunu düşünen şirket yöneticilerimiz olduğunu görüyoruz. Bugün hala çalışanına cep telefonu vermeyen, verse bile konuşma sınırı getiren şirketler var. Cep telefonu için diyelim 50 YTL sınırlama koymak ile “senden 50YTL’lik iş yapmanı bekliyorum, fazlasını değil” demenin farkı var mı?

Teknoloji Kazandırır
Bu tür sınırlayıcı uygulamaların temelinde yatan nedenin, aslında bu tür sınırlamalara gerek bırakmayan teknolojilerin varlığının bilinmemesi olduğunu görüyoruz. Bugün telefon santralleri, bizim yerimize düşünüp, bir görüşmenin en ucuza hangi yolla yapılabileceğine karar verebiliyor. Santrallerle birlikte çalışan raporlama sistemler, maliyetler konusunda bizi öncede uyarabiliyor, yapılan görüşmelerin iş amaçlı olup olmadığını denetleyebiliyor, hem çalışanları hem de yöneticilerini anında bilgilendirebiliyor. Telefon kullanımı analiz edildiğinde her çalışana şirket adına kayıtlı bir cep telefonu vermenin maliyetlerin azalmasını sağlayacağı görülebiliyor.

Tüm bunları yapabilmek için şirket yöneticilerinin günlük telaşlarında bir an olsun başlarını kaldırıp “işimiz daha iyi yapmamı sağlayacak ne tür teknolojiler var” diye düşünmesi yeterli. Bunu yaptıklarında, sadece maliyetlerini azaltıp iş verimliliğini arttırmakla kalmaz; çalışanları ile aralarındaki ilan edilmemiş savaşı sona erdirip, barış anlaşması yapabilirler.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here