Anasayfa / BTGündem / Yazılım Firmaları Ne İş Yapar?

Yazılım Firmaları Ne İş Yapar?

Geçtiğimiz haftalarda Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in birkaç saate sıkıştırılan Türkiye ziyareti sırasında Başbakan Erdoğan ile görüşmesi ardından yapılan “Gates Türkiye’ye Yatırım Sözü Verdi” başlıklı haberler, ülkemizdeki yazılım sektörünün durumu hakkında düşünmeme neden oldu. Öyle ya, kalkınma hamlemizde bilişime özel bir misyon yükleyen “bilişim ile kalkınma” sloganı birkaç yıldır siyasi iradenin en benimsediği sloganlardan biri haline gelmişti. Ama kendi Microsoft’larımızı yaratmak yerine, on(lar)dan gelip bizi kalkındırmalarını talep ediyorduk. Burada bir çelişki olduğunu düşünüyorum.

Tasarım mı fason üretim mi?
Dünya yazılım piyasasında Hindistan’ın sahip olduğu konumu herkes biliyor. Milyarlarca dolarlık ihracatıyla Hindistan için lokomotif sektörlerden biri haline gelen yazılım üretiminin, ülkemizde de bu nedenle son yıllarda ilgi çekmeye başladığını görüyoruz. Ancak, kendi markalarını yaratmadan sadece “fason” üretim ile “bilişimle kalkınma” sloganı gerçeğe dönüştürülebilir mi? Öyle ya, Microsoft, Oracle, SAP, Autodesk daha birçok yazılım devi, Hindistan’da üretim yapıyor olabilir; ama Hintli bir yazılım markası bilmiyoruz hiçbirimiz. Yazılım üretiminden asıl parayı Hindistan’ın kazandığını iddia etmek mümkün değil.

Hindistan örneğini gözümüzde büyütmemizin nedeni belki de “yazılım üretimi” denen kavramı doğru anlamıyor olmamızdır. Öyle ya, hepimiz Hindistanda üretilen yazılımları A.B.D. fiyatları ile satın alıyoruz ve yazılımın pahalı olduğundan yakınıyoruz; ama hiçbirimiz Hintli yazılım üreticilerinin ürünlerinin peşine düşmüyoruz. Demek ki, yazılım denen “şey”, bir programcının bilgisayarı başında yazdığı satırlardan daha fazlasını içeriyor.

Yazılım firmalarının misyonu
Ne demek istediğimi anlatmak için kendimizden bir örnek vermek istiyorum: Yazılım alanında ülkemizde ve aynı zamanda dünyada görece baker kalmış IVR (dilimizde sesli yanıt sistemi söylemi yerleşti.) yazılımları segmente yakından bakalım. Bu alanda ülkemizde çalışan yazılım firması sayısı, 2 elin parmaklarını çok da geçmez. Dolayısıyla 70 milyonluk bir ülke için rekabetin oldukça az olmasını beklediğiniz bir pazar. Ama durum farklı. Bu az sayıdaki firma, zaten çok kıt sayıda ortaya çıkan projeyi birbirlerinin elinden alabilmek için; birbirlerinin neredeyse aynı fonksiyonlara sahip ürünleriyle rekabet ediyorlar. Bu durum, bilişim sektörünün genelinde olduğu gibi çok düşük kar marjları ile çalışmalarına neden oluyor.

Bu firmaların birçoğunun yöneticilerini bizzat tanıyorum. Özel sohbetlerimizde söz dönüp dolaşıp; ürünlerini “farklı” kılacak ve rakiplerinin önüne geçecek özelliklere geliyor. Aklıma gelen birçok fonksiyonu o güne kadar hiç düşünmediklerini gördükçe şaşkınlığımı gizleyemiyorum. Mazeret ise hep aynı: “Bunu yapmak aslında zor değil; ama bugüne kadar hiçbir müşterimiz bunu talep etmedi.” Bu cümle, bence bir gerçek bir yazılım firmasının ileri sürebileceği argüman olmamalı. Tabi eğer firmalar kendilerini “müşterileri için fason yazılım üreticisi” olarak konumluyorlarsa. Yazılım teknolojilerini araştırmak, neleri yapmanın mümkün olduğunu düşünmek ve ürün tasarlamak müşterinin işi midir yoksa yazılım firmasının mı?

Bu bakış açısıyla baktığımızda yazılım firmalarının asıl işinin, teknolojinin nelere izin verdiğini araştırmak, müşterinin nelere gereksinim duyduğunu sorgulamak ve neye para ödeyeceğini tahmin ederek o yönde ürünler geliştirmek olduğunu söyleyebiliriz. Bunu yapmayı başardıkları için, üretimi Hindistan’da yapıyor olsalarda dünyanın yazılım devleri A.B.D.’den çıkıyor; Hindistan’daki firmalar fasoncu olmanın ötesine geçemiyor. Eğer Türkiye’nin hedefi, kalkınma hamlesinde Bilişimi lokomotif sektör haline getirmekse, dünya devleri için fason üretim yapmanın ötesini hedeflemeliyiz. Bu noktada, yazılım alanına verilen destekleri, göstermeklik olmaktan çıkarıp, yazılım şirketlerimizin kurumsal gelişimlerini hızlandıracak adımların neler olabileceğini keşfetmeliyiz.

Hakkında Kemalettin BULAMACI