Ana sayfa BT Politika 3’ün 1’i

3’ün 1’i

354
0

Otomobillerin yenilenmişi makbuldür, hataların değil. Hataları yenilememek için kısa tarih bilgilerine ihtiyacımız var. Gelin geçmişi gözden geçirerek hangi hataların nerede nasıl yapıldığını gözden geçirelim.1994 yılında dilimizin dönmediği bir GSM teknolojisiyle çıkıp geldi adamın biri. Bu işi o zamanın en büyük holdingleri burun kıvırdılar. O holdingler ki ağır sanayi hamlesine inanmış, İtalya gibi bir dev ülkeyle omuz omuza iş yapıyorlardı. O holdingler ki ülkeye sanayiyi öğrettiler o holdingler ki bir parmaklarıyla hükümet kurup iki parmaklarıyla onları düşürdüler.

O zamanlarda herkesin “haddi leeen” dediği GSM teknolojisine 500 milyon dolar civarı belirlenmiş bir lisansla girdi iki şirket. Hakikaten bu şirin maceraperestler çok eğlendirdi herkesi.

Önce tuğla büyüklüğündeki telefonlar, 3 saatlik şarjları ve aylık ev kirasına denk gelen faturalarıyla “iyi ki girmemişiz” dedirtti büyüklere. Ancak sonra anlaşıldı ki o alanda bambaşka bir dünya var. Önce arayanların numarasının hop diye görünmesiyle bir teknoloji üstünlüğü geldi gündeme. Sabit hat sahipleri “ne var bütün dünyada bu zaten yapılıyor istesek biz de yaparız” dediler. “Niye yapmadın” sorusuna cevap vermekten kaçınsalar da isteseler yapabileceklerini herkes biliyordu. Sonra kısa mesaj diye bir şey çıktı ortaya. “160 karakterle vatanı mı kurtaracaksınız” deseler de bir anda doğan müthiş ilgi insanları yerinden oynattı. Herkes titreyip kendine döndü. “İstesek biz de” diye bir cümle bile başlatamadı sabit ağabeyler.

O aralarda kimsenin aklında rekabet yoktu. Onlarla yarışa girmek isteyen olsa o aralarda girerdi. Ama ne medyanın ne de ağır sanayinin sahipleri bunu istemedi. Nasıl olduysa bir ödeme güçlüğü içine giren Telsim ufak bir kapanma açılma sorunu yaşayınca piyasada bir tek Turkcell kaldı. Neredeyse doğru dürüst reklam bile yapmadan varolan mevcut A sınıfı kitlenin tamamına yakınını zimmetine geçirdi. Telsim sonradan açılsa bile marjinal ve daha ucuzcu bir kitleden öteye geçemedi. Bu arada Turkcell hizmetlerinin üstüne kendi içinde konuşturtma avantajını da ekleyerek zaten ucuza konuşmak isteyen kitleyi de alıp götürdü. Rekabet tüm unsurlarıyla tıkır tıkır işliyordu ve sorun yoktu. Geride kalan şirketler de seslerini çıkarmadılar.

O günlerde devletimiz doğru bir karar alarak yeni milenyuma birkaç farklı operatörle girilmesi üstüne bir karar aldı. Mevcut şirketler seslerini çıkarmadı. Pazarın büyümesi için doğru bir karar gibi pozitif mesajlarla karşıladılar bu fikirleri. Ülkemizin ağır sanayi patronları hemen ihaleye girdi. Ülkemizin ağır medya patronu, 1992 yılından beri istediği ve halen kavgasını yoğun bir biçimde sürdürdüğü avucunun içindeki dijital medya platformuyla ortaklığını dahi bitirerek bu işe soyundu. Ülkenin en büyük bankası arkasına dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden biri olan İtalyanları alarak bu işe soyundu. Herkes çok mutlu ve umutluydu gelecekten

İhale günü büyük banka öyle bir fiyat verdi ki herkesin dudakları uçukladı. Ağır sanayi patronlarının elleri ayaklarına dolaştı. Aria isminde bir şirket doğdu. Logosu aynı isimde bir yabancı şirketten arak da olsa büyük bir umutla büyük reklamlarla çıktı piyasaya. Devletim de fırsattan istifade Aycell isimli bir şirket kurarak cep telefonu işine soyundu. Herkes para kazanıyordu onlar niye kazanmasın ki?

O zamanlarda verilen paraların çok olduğunu ve bunun altından kalkılamayacağını söyledi herkes ama kimse onları dinlemedi. İşte o günlerde haksız rekabet söylemleri gündeme gelmeye başladı. Neydi haksız rekabet? Bakan İtalyanlara siz gelin biz size mevcut baz istasyonu direklerinin kulanım hakkını da veririz demişti. Ama şimdi mevcut direk sahibi şirketler arıza çıkarıyordu. Bu direk sahipleri o kadar “kötü” yürekliydi ki kendi paralarıyla diktikleri direkleri kullandırtmıyordu. “Ama bakan söz verdi nasıl olur” dedi İtalyanlar, “bakan kim ki benim malımı size söz veriyor” dedi mevcutlar.

Öyle ya da böyle bu “haksız” rekabet yüzünden araya ekonomik krizin de girmesiyle güdük bir şirket olarak kaldı Aria. Bakan, verdiği sözü telafi edebilmek için eldeki telefon şirketini verimsiz devlet aboneleriyle birlikte Aria’ya verip adını Avea yaptı. Altyapısı yetersiz bu şirket yüzdesel olarak şiddetli bir büyüme halindeyken; Turkcell her sene Avea’nın toplamı kadar abone kazanarak büyümeye devam etti. Rekabeti haksız bulanlar olabilir ama kimse kimsenin önünü kesmedi.

İtalyanlar müsaade isteyip çekilirken Telekom sahibi yabancı şirket Avea’ya sahip çıktı ve koşar adımlarla ileri hamle yapmaya başladı. Avea, kabul edilebilir bir kapsama alanı için harcanan 350 milyon doları reklamlarına taşırken Turkcell trenle giderken tünellere girip çıktığınızda da etkin bir biçimde cep telefonundan internet kullanmanın hesaplarını yapıyordu. Kıran kırana rekabet!

Bu arada piyasaya giren dünyanın en büyük GSM şirketlerinden olan Vodafone herkesi iliklerine kadar titretti. Dünyanın en büyük şirketi kim bilir ne sermaye getirirdi Türkiye’ye. Değişim başlıyor dediler ama değişen bir şey olmadı. Neden olmadı sorusunun cevabını Türkiye’nin göreli olarak en ucuz ve abone başına arama oranı düşük müşteri kitlesine bağlayabiliriz. Ama elbette ki bu konuda rivayet muhtelif.

Sonra aniden numara taşınabilirliği diye bir kavram devreye girdi. Bununla birlikte de 3G diye bir kavram tartışılmaya başlandı. Bilmeyenler için, hala yanlış anlayabilenler için bunların ne olduğunu gözden geçirelim: Numara taşınabilirliği, mevcut Turkcell numarasının Avea içinde kullanılabilmesi anlamına geliyor. Turkcell dışındaki şirketler diyorlar ki müşteriler aslında haksız rekabet yüzünden Turkcell şebekesinde rehin kaldı. Numaralarını değiştiremedikleri için orada duruyorlar. Aslında bir Numara Taşınabilirliği çıksa herkes bize gelir. Turkcell olayın aslında öyle olmadığını, maazallah numara taşınabilirse orada kalan insanların da koşarak Turkcell’e geleceğini söylüyor. Rakamlar bu sene içinde yeni telefon alanların 2/3’ünün Turkcell’e geldiğini söylese de neyin ne olacağını hareket başlamadan bilmek imkansız. Numara Taşınabilirliği pimi “henüz” çekilmemiş bir bomba. Patlayınca bu parça tesirli bombanın kime kaç parça zarar vereceğini bilmek hemen hemen imkansız.

Bir de 3G tartışması var. Nedir 3G? Kabaca anlatımıyla mevcut 2G şebekesiyle erişilmesi imkansız veri bağlantı hızlarına ulaşmak demektir. 374 kilobitle 3.6 megabit arasında internet hızlarına ulaşabilmek anlamına gelir. Bu da 160 karakterle harikalar yaratıp dünyalar kadar para kazanan şirketlerin halkı zevkten dört köşe edeceklerinin önemli bir göstergesidir.

Turkcell dışındaki şirketler 3G’yi numara taşınabilirliğini kabul etmesi için Turkcell’e karşı bir silah olarak kullanıyor. Bu şirketler işi öyle bir noktaya taşıdı, numara taşınabilirliği konusunda gözleri öyle bir döndü ki 3G gibi önemli bir teknolojiyi kötülemeye, daha laboratuar aşamasında dahi olmayan 4G’yi önermeye başladılar. Haydi yeni kurulmuş Avea bunu yapsın, gelirinin büyük bir bölümünü tüm dünyada kazanan Vodafone’a ne oluyor? Yanlışlıkla İngiliz bir gazeteci çıkıp da Vodafone Türkiye genel müdürünün sabit hatlardan geniş bant internet varken neden mobil internete ihtiyaç duyulsun sözünü sütunlarına taşırsa Vodafone’un itibarı nice olur? İngiltere’den Mısır’dan atarlar onları, değil Formula 1, uzay yarışı sponsorluğuyla bile bu söylediklerini toparlayamaz.

Her şeye tamam da ihaleyi iptal ettirmek için teknolojiyi kötülemeyi, ihaleye girmemeyi kimse savunmasın!

Bu abone artış hızı birkaç ay daha devam ederse Turkcell Avrupa’nın en büyük GSM şirketi haline gelecek. Bu kadar geniş kitleye yeni ürün ve hizmetler vermezse Turkcell kardan zarar etmeye başlayabilir. Artış hızı durabilir. O yüzden de 300 milyon 500 milyon demeden yeni teknolojiyi getirmeye çalışıyorlar. Sivil toplum kuruluşları açık niyetlerini verdiği yorumlarla belli etti. Resmi toplum kuruluşlarından Telekomünikasyon Kurumu görüşünü ihaleyi yaptırarak belli etti. Geriye kim kaldı derseniz
Bakanlığın kararı belirleyici rol oynayacak. Bakanlık herkes isterken “ihale iptal” derse gerçekten de çok derin güçlerin etkisi altında olduğunu belli edecek. Bu bir anlamda Türkiye’ye zarar verecek ama Kurtlar Vadisi’nin yeni bölümleri vizyona girmeden bu dizinin tutkunlarına ilginç zevkler yaşatabilir.

Turkcell’in bir milyar doların üstünde yapacağı yatırımın diğer şirketlerde karşılığı yok. Onlar 2G’yi bitiremedi ki fantastik 3G’ye para yatırsın. Turkcell numara taşınabilirliğini kabul edip herkesin önüne altın tepside sunsa bile Avea ve Vodafone 3G’yi büyütemez. İnsanlar da (en azından çok konuşan ve para kazandıran grup) o yüzden değil numara taşınabilirliği, üstüne para verseniz hattını değiştirmez.

Herkesin işi zor. Ama aklın da yolu bir. TK’yı merakla takip edelim ve her şeyi tarihe göre değerlendirelim.