Anayasa değişikliği ile tüm kamu bilişim yatırımları çöpe gider

Türkiye’nin gündeminde Anayasa değişikliği paketi var. Hükümet değişikliğe ilişkin taslağı kamuoyunun görüşüne ve muhalefetin beğenisine sundu. Toplam 26 maddeden oluşan bir değişiklik paketi.
Herkes paketin bir tarafından tutuyor. Bazıları içine koyulan maddelerin “yok olmamış”lığından bazıları da içine konulmayan madde ve cümlelerin eksikliğinden bahsediyor.
Tüm bu tartışmaların kamuoyuna yansıyan kısmı ise memurların toplu sözleşme hakları, yargı bağımsızlığının ortadan kalkma tehlikesi ve siyasi parti kapatılma ve milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin maddeler.

Ancak taslak paketin değişiklik yapmayı öngördüğü bir madde var ki bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarını diğer tüm maddelerden daha fazla ilgilendiriyor. Devleti ve hükümeti de en çok ilgilendiren madde bu bence.

Bırakalım diğer tüm maddeler ile ilgili tartışmaları siyaset uzmanları, politika yazarları, iktidar ve muhalefet tartışa dursun biz kendimizle ilgili, tüm vatandaşlarımızla ilgili olan 1982 Anayasası’ndaki 20’inci maddede yapılması beklenilen yani “Özel Hayatın Gizliliği” maddesinin Türkiye’nin 38 yıllık projesini, 2013 bilgi toplumu vizyonunu ve tüm kamu bilişim politikasının nasıl çöpe gideceğine bir göz atalım.

1982 Anayasamızdaki

A. Özel hayatın gizliligi
MADDE 20 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı
gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile
hayatının gizliligine dokunulamaz. (Üçüncü cümle mülga:
3/10/2001-4709/5 md.)
(Degisik: 3/10/2001-4709/5 md.) Millî güvenlik, kamu düzeni, suç
islenmesinin önlenmesi, genel saglık ve genel ahlâkın korunması
veya baskalarının hak ve özgürlüklerinin korunması
verilmis hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere baglı olarak
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili
kılınmıs merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel
kâgıtları ve esyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili
merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına
sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat
içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliginden kalkar.

metnine ilave olarak şu paragrafın eklenmesi öngörülüyor taslakta.

Herkes, kendisiyle ilgili kisisel verilerin korunmasını isteme
hakkına sahiptir. Bu hak; kisinin kendisiyle ilgili kisisel
veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erisme, bunların
düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları
dogrultusunda kullanılıp kullanılmadıgını ögrenmeyi de
kapsar. Kisisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde
veya kisinin açık rızasıyla islenebilir. Kisisel verilerin
korunmasına iliskin esas ve usuller kanunla düzenlenir.

Son cümlede yer alan ancak hala olmayan “kanun”a takılmayalım. Elbette bu değişikliği ögörenler Anayasa’nın atıfta bulunduğu kanunu da aceleyle mevzuattaki yerine yerleştireceklerdir.

Asıl önemli olan kısmı

Herkes, kendisiyle ilgili kisisel verilerin korunmasını isteme
hakkına sahip olması. Bu hakkı, kişinin kendisiyle ilgili kisisel
veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erisme, bunların
düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları
dogrultusunda kullanılıp kullanılmadıgını ögrenmeyi de
kapsar. Kisisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde
veya kisinin açık rızasıyla islenebilir.

Aman canım ne var ki bunda diyenlere kısa bir hatırlatma yapalım.

Hükümetimiz uzunca yıllardır devletin el koyduğu Konut Edindirme Yardımı kesintilerini hak sahiplerine ödedi. Ödeyemediklerini de ödemeye çalışıyor.
Ama bunu yaparken 8 milyonun üzerinde vatandaşın TC Kimlik numarasını, sosyal güvenlik numarasını devletin resmi yayın organı Resmi Gazete’de ifşa etti. Bununla da kalmadı, internet aracılığıyla tüm dünyanın erişimine sundu bu kayıtları.

Bunun ertesi gününde başta Rusya, Almanya ve ABD olmak üzere pek çok ülkeden Sosyal Güvenlik kurumunun sitesine girişler başladı.
Şuan ülke vatandaşlarının neredeyse tümünün sosyal güvenlik kayıtları ve kimlik numaraları isteyen herkesin erişimine açık durumda.

Değişiklik paketindeki “herkes kişisel verilerin korunması hakkına sahiptir” ilavesini aklınıza getirin. Devlette bulunan tüm kayıtlara erişimin anahtarı olan kimlik numaramız dünyanın dört bir yanındaki insanlar tarafından biliniyor. Kısaca devlet bu bilgiyi kendi eliyle yayımladıktan sonra vatandaşının bırakın kişisel verilerinin korunmasını sağlamayı, vatandaşın “kimliğini” bile korumaktan aciz durumda.

Anayasa değişiklik paketi bu şekliyle kanunlaşırsa, devletimizin vatandaşın temel hakkı haline gelecek olan bilgilerinin korunması hakkını sağlamak için öncelikle tüm bireyleri için vermiş olduğu kimlik numaralarını değiştirmesi gerekecek. Sosyal güvenlik kayıtları da cabası.

1972 yılında ortaya atılan 1976 yılında DPT tarafından projelendirilen MERNİS projesi sil baştan olacak yani. 38 yıllık emeğin üzerine bir kalemle çizik atılacak.

Bunun üstüne bir de tüm kamu kurum ve kuruluşlarının bilgi sistemleri değiştirilecek. Çünkü hepsi bu kimlik numarası üzerine yapılandırılmış durumda.

Tüm bu değişiklikler yapılırken ortaya çıkacak olan kaosu düşünmek bile istemiyorum.

“Yaşar ne yaşar ne yaşamaz” isimli eseri hatırlarsınız. İşte bu maddenin değişikliği ile ülkemizde onlarca, yüzlerce, binlerce belki onbinlerce “Yaşar” ortaya çıkacak.

2013 yılında Bilgi Toplumu olma hedefi de tüm bunların arasında avucumuzdan kayıp gidecek.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Biz, bağımsız yayın kuruluşu olarak, size sunduğumuz hizmetin maliyetini, reklam gelirleri ile karşılıyıoruz. Reklam gelirlerimizii artırmamıza yardımcı olun.