Ana sayfa Analiz Ayrımcıyız biz…

Ayrımcıyız biz…

444
0

Firma dedikodularının yapılıp, şehir efsanelerinin dağıtıldığı forum sitelerinde çoğunlukla iş görüşmesi yapılmış ve red edilmiş adayların yorumlarını görüyorum. Bazı adaylar da görüşme sonuçlarını benimle paylaşıyor ve İK’cıları “ayrımcılık” yapmakla “suçluyor”… Bir insan işinin temel gereği ile suçlanınca komik bir tablo çıkıyor ortaya. Kim futbolcuyu gol attığı, kaleciyi gol kurtardığı, mankeni teşhircilik yaptığı, polisi hırsız yakaladığı için suçlayabilir ki? İK’cı ayrımcılık yapmaktan suçlanıyor.

Ayrım yapmadan bir ilana başvuran herkes işe alınmalı. 100 ya da 1000 başvuru yapmış fark etmez. 2 ay boyunca başvuran herkese maaş ödenmeli, en uygun olanlar şirkette kalmalı. Biri bizi gözetliyor evi gibi olmalı, kimin gidip kimin kalacağına da SMS gönderen halk oyu ile karar verilmeli… 07 Tuğba bu şirketten gitsin dendiğinde, halk oyu ile koruma altına alındığı ortaya çıkmalı. Demokratik insan kaynakları uygulamaları!

Bu fantaziyi CeBIT’te kariyer semineri verirken gelen bir yorum üzerine uydurdum. Katılımcı beni “ayrımcılıkla” suçlarken, ben de Kariyer.net, Secretcv.com ve Yenibiris.com’un başvuru filtreleme sayfalarını gösteriyordum projeksiyondan. Durumu izah edemediğimi düşünerek başvuran herkesin işe alınmasını ve denenmesini önerdim. Kabul etti. Diyelim ki; şirketin her başvurana 2 ay maaş ödeyecek bir “serveti” var. Ülkemiz ekonomisinin %98’ini oluşturan KOBİ’lere ait iş yerlerinin ortalama 150 m2’lik ofislerde çalıştığını, bu kadar insanı nasıl sığdıracağını sordum. Yine ikna olmadı. SMS gönderen halkın oyu ile karar alınmasını önerince dalga geçtiğimi düşünerek salonu terk etti…

Ayrımcılık suçlamasının savunucuları yurtdışından örneklerle savlarını destekliyor; “elin Avrupalı, Amerikalısı ayrımı engellemek için kurallar koymuş”. Ne koymuş kural olarak? İş ilanlarında cinsiyet, din, yaş, okul ayrımı yapılmayacak demiş.

Tamamen “gösteriş”, insan hakları şirinliği yapma derdi.
Kuralın çalıştığı ülkelerde azınlıklar ve göçmenler bakanlıkları dururken, azınlık ve göçmenlerinin hakları vatandaşlarıyla eşit değilken, iş ilanlarından cinsiyet, ırk, yaş ayrımını kaldırmışlar. Çelişki!

Kadınlara seçme ve seçilme hakkını Türkiye’den çok sonra kanunlarına koyan bu ülkeleri mi örnek alacağız? Hem de ülke olarak ne pozitif ne de negatif hiç bir ayrımcılık yapmamış aksine asimilasyonla suçlanan Türkiye’den dışarı bakıp, şu kuralı görüp de insan hakları dersi mi alacağız?

Başlayan krizle beraber Amerikan Senatosundan çıkan ilk öneri, Amerikan vatandaşı olmayanların işten çıkarılacaklar listesinin başına alınması değil miydi? Hangi ayrım, hangi insan, hangi hak!?

Bu yasağın çalıştığı ülkelerde “erkek” aday yazılmıyor ama “40 kg ağırlık kaldırabilecek” ifadesi ile erkek adaylarla görüşmek istediklerini belirtiyorlar.

Erkek aranan pozisyona kadın başvuru yaptı, isminden cinsiyeti anlaşılmıyor mu? Unisex isim olduğunu varsayalım, telefonda da mı anlaşılmayacak? Siyahi bir aday görüşmeye geldiğinde, siyahi çalıştırmak istemeyen bir şirket, başka bir bahane uydurarak elemeyecek mi?

Evet, evet! Bence de iş ilanlarından çıkaralım cinsiyet, yaş aralıklarını… Yapmayalım böyle ucuz ayrımcılıklar!