Ana sayfa BT Gündem Demek ki oluyormuş

Demek ki oluyormuş

115
0

Biz KOBIL Ltd.’i bundan tam on sene önce kurduk. Kurarken öyle fizibilite falan yapmadık, kendi ülkemiz dedik ve gidip kurduk. Amaç, Türkiye´yi bir araştırma geliştirme merkezi haline getirmekti. Onun için hemen programcı işe aldık. Uzun süre KOBIL Ldt.’te satıcı kadrosu olmamıştır. Orada geliştirdiğimiz ürünü burada satmaya başladık ve orası zamanla KOBIL GmbH’ın tam bir geliştirme kolu oldu ve bu sene Deutsche Telekom´la şirket grupları bazında bu ürünleri sattık ve anlaşmasını yaptık. Bugün Alman basınında bu haber yayınlandı.

Bayağı duygulandım. Nereden nereye

Globalleşmek bu demek. Orda pişirip, burada yemek. Dengeyi sağlamak. Bu da yine hep söylediğim şekilde olabiliyor. Araştırma geliştirme´ye önem vermek lazım. Geçenlerde duydum, bizim ülkemizde devlet bu işe büyük paralar yatıracakmış. Bana ilk teklifler geldi bile “Gelin beraber şunu yapalım“ falan
“Bu ne işe yarayacak“ denilince “Boşverin bunu, biz devletten teşvik alacağız. Esas iş o.“ Yine güldüm içimden biz değişmeyiz diye. Kimse korkmasın, kimseye çatmayacağım bu sefer. Bu biraz yorgunluktan olabilir, biraz da isyandan. Yoruluyor insan zamanla. Yıpranıyor dert hep aynı olunca.

Orhan Pamuk Nobel Ödülü aldı. Ülkem için çok sevindim. Burada ne oldu biliyor musunuz? Benim elemanlarım beni kutladılar. Kimse Ermeni mermeni karıştırmadı.

Sonra Fransız malına protesto
Ne güzel söyledi Sayın Başbakanımız : “Kardeşim, tavşan dağa küsmüş dağın haberi yok.“

Bu ülkenin askerinin başına çuval geçirilmiş. Ülke ayağa kalkmamış. Geçiniz bu ufak köylü kabadayı ayaklarını. TÜBİTAK´ın benim onlara, onların bana taktığı bölüme, digital imza kanunu için hangi ülkenin kartını kullanıyorlar? Bildiniz : Fransız.

Aslında bunu yazmayacaktım. Ama yanlışlıklar o kadar çok olunca insan duramıyor. Bir yerden patlak veriyor.

Neyse yine gelelim KOBIL´e. Ben reklamımı bu sefer bu köşede yapayım. Akıllı olanlar da buradan ders çıkartsınlar.

Türkiye´de ilk müşterimiz Koçbank olmuştur. Koçbank´a Türkiye´de geliştirdiğimiz sistemleri bizim burada geliştirdiğimiz sistemlerle beraber sattık. Bu dünyada bankalar için kurulan ilk PKI tabanlı çözümdü. Sonra bunu OTP takip etti ve en son olarak mobilite işin içine girdi. Bu da son ürünümüz olan mIDentity´di. Sonra ortaya EMV denilen yeni bir standart çıktı. Bu Euro, Master ve Visa kartlarının çıkarttığı bir standarttı ve bunu dünyada ilk yapan şirket kim bilin bakalım. Tabi ki KOBIL. Hep söyledik standart olmalı bir ürün, modüler olmalı, esnek olmalı. Mesela KOBIL´in kart okuyucuları update imkanına sahiptir. Bunun içindir ki KOBIL okuyucuları beş sene kulanılır ve hangi sistem gelirse gelsin
fark etmez yeni bir firmware ile problem çözülür. Çünkü kimse önceden dört dörtlük hangi zamanda hangi kartı alacağını bilemez. Hangi sisteme geçeceği belli olmaz. Bir de hep yeni işletim sistemleri piyasaya sürülmektedir. Mesela düşünün sizin bilgisayarınızda update imkanı olacaktı. O zaman bilgisayarınızın sadece gerekli bölümünü güçlendirip hep güncel kalabilirdiniz. Bu durumda ne kadar para tasarrufunda bulunacağınızı tahmin edebiliyor musunuz?

Geçen gün burada çok büyük bir firmaya yapmış oldukları çözüm için en iyi ürün ödülü verdiler. Ürün cep telefonlarını kullanıp OTP (Tek Kullanımlık Şifre) üretimi. Çok üzüldüm bu habere çok. Çünkü bu bizim bundan on sene önce patentini aldığımız üründü. Bu da başka bir acı.

Yani OTP çözümünü biz on senedir yapıyoruz iyi mi? Gelin de isyan etmeyin. Demek ki sadece araştırmak, geliştirmek yetmiyor. Ürünün pazarlamasını da iyi yapacaksın. Marka olacaksın. Bu para ve zaman alıyor. Ve biz şimdi mal yetiştiremiyoruz. Dünyanın her tarafina mal satıyoruz.

Yine çok iyi bir haber. Biz Türkiye´de bankalarda artık standart olduğumuz için, Türkiye bankaları bu teknolojide dünyadan ilerideler. Bu da güzel birşey diye sizinle paylaşayım dedim.