Devletimin e-reçetesi

Bundan iki hafta kadar önce Sağlık Bakanı Necdet Ünüvar Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada Türkiye’de devlet hastanelerinin otomasyonunun güçlendirilmesi, bu kurumların birbiriyle ve eczanelerle elektronik yoldan iletişiminin sağlanması için çalışmaların sürdüğünü söylerken e-reçete uygulamasının da pilot bir ilde başlatılacağını müjdeledi. Kim akıl ettiyse Allah ondan razı olsun. Bu şimdiye kadar bilgi teknolojileri alanında duyduğum en parlak fikir. En parlak e-devlet uygulaması niyeti.

Herşeyin başı sağlık inancının yaygın olduğu ülkemizde bu önemli açıklama ve proje kaç kişinin ilgisin çekti acaba? Ya da sayın müsteşarın bu açıklamasını kaçımız gazete sayfalarında magazin haberleri arasında farkedebildik?

Proje konusunda benim çok fazla bilgim yok. Ancak sayın Ünüvar’ın Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamadan elektronik reçete uygulamasının, reçetelerin internet ortamında girişi, düzeltilmesi, gözden geçirilmesi ve iletilmesini öngördüğünü anlıyoruz.

Bu uygulamada, hekimler reçeteleri elle kağıda yazmak yerine, elektronik ortamda yazarak yöneltecek ve imzalayacak. Böylece hekimler, eczacılar ve geri ödeme kurumları arasında elektronik bir iletişim sağlanmış olacak.

Sayın Müsteşarımız ise konuyu şöyle özetliyor

”Diyelim ki muayenesini olan bir kişi, ilacını oturmadığı, gitmediği, gitmesi muhtemel olmayan bir yerden alıyor. Bu vatandaş niye sürekli buradan alıyor diye hemen bu kişinin ön ödeme kuruluşu devreye girecek. Ya da bu kişi o ilacı gerektiği şekilde ve dozda alıyor mu, doktor niye sürekli bu ilacı yazıyor bunu araştıracak. Bu sistemle bunu takip etmek ve varsa bir usulsüzlük ortaya çıkarmak mümkün olacak.”

Niyet, proje, açıklama muhteşem. Dahiyane. Bir de fikre inandığım kadar bunun uygulanabilecek olacağına inanabilsem.

En son söylemem gerekeni hemen burada söyleyeyim. E-reçete uygulaması Türkiye’de, sadece ve sadece sağlık sisteminde yaşadığımız uzun kuyruklara bir de e-reçete kuyruğu, reçetelere basılan mühürlere bir de “E-reçete girişi yapılmıştır” mührünün eklenmesinden başka bir işe yaramayacaktır.

Eczaneye ilaçlarımızı almaya gittiğimizde eczane görevlisi elimizdeki reçeteye bakarak “Bunun e-reçete girişi yapılmıştır mührü vurulmamış” derse şaşırmayalım yani.

Neden mi?

Hemen özetleyeyim. Devletin hastanelerine, eski SSK hastanelerine, sağlık ocaklarına ve Üniversite hastanelerinde o kadar bürokrasi, mühür ve imza trafiği var ki. Doktor kaşesi peşinden koşarken daha beter hasta olan hastalarımız bir de doktorların elle yazmış olduğu reçeteleri Internet ortamında girişinin yapılması için koşturacaklar dahiyane fikirde. Tabii ordan oraya koşuşturan dotkoru yakaladığımızı varsayıyoruz.

Yani şuanki sistemde doktorun hastane içinde Internet bağlantısı olan bir bilgisayar bulup da hastanın protokol numarası gibi bilgilerine ulaşması sonra da e-recete duzenlemesi biraz zor gibi gözüküyor. Bunun gerçekleşebilmesi için öncelikle doktorların hastane koridorlarında koşuştururken her an yanında taşıyacakları bir cihazdan Internet’e erişebiliyor olması gerekli. Tabii ki hastanelerin de tüm koridorlarında internet erişiminin sunuluyor olması.

Bu saydıklarım sadece işleme konulacak son nokta için gerekli olan altyapı donanımı. Ancak hastanelerde dolaşan o insanların elindeki tonla evrak, film, tahlil sonucu ve kan, doku örneği tüplerine, her bir işlem için kaydın veya paranın alındığı vezne kuyruklarına falan baktığınızda olayın çok daha vahim olduğunu görmemek elde değil.

E-reçetenin son noktada kablosuz internet ortamına bağlı, e-imzalı doktor kaşesi içeren doktorun cep bilgisayarından düzenlemesi için o zamana kadar geçen çileli sürecin de internet ortamına aktarılması, sevk evraklarının ve sağlık karnelerinin ortadan kalkarak sadece TC Kimlik numarası beyanı ile muayene devrinin başlaması ve her bir işlem sonucunda vezne kuyruğuna girmenin de ortadan kalkması gerekiyor öncelikle.

Tüm bunların yapıldığını varsayalım. Saat 12’de görev yerini bırakarak özel muayenehanesine giderek hasta kabulüne orada devam eden Hastane Başhekimlerinin de buna riza gostermesi gerekir elbette. Çünkü herşey elektronik kayıt altına alındığı zaman akşama kadar devlet görevinde bulunması gereken doktorlarımızın bu reçeteyi görev yerinde değil de özel bir klinikte düzenlemiş olduğu da takip edilebilecek böylece. Ya da başka bir iş yapması kanunen yasak olan devlet memuru doktorların gece özel bir klinikte nöbet tutarken e-recete düzenlemiş olduklarını düşünün. Devletim onlara demeyecek mi? Kardeşim sen devlet görevindesin. Başka iş yapamazsın. gece özel bir klinikte nasıl reçete düzenliyorsun?

Zaten bu doktorlara tanınan ayrıcalığı da anlamış değilim. Öğretmenlere yaz tatilinde bile ek iş yapmayı yasaklayan devletim görev saatleri dahilinde devlet doktorlarının, baş hekimlerinin, Tıp Fakültesi profesörlerinin özel muayenehane veya kliniklerde hasta kabul etmesine nasıl izin veriyor? Neden Cumhuriyet Savcıları veya hakimler öğleden sonraları Avukatlık yapamıyor? Doktorların özel muayenehane açtığı gibi neden vergi memurları Serbest Muhasebe bürosu açamıyor? Neyse bu daha derin bir konu.

E-reçete’nin A’dan Z’ye uygulama maliyetine gelince. Yani işin olması gerektiği gibi, tüm doktorların Internete erişen cep bilgisayarlarına sahip olduğu ve kablosuz internet ile donatılmış hastaneler, TC Kimlik no beyanı ile muayene devri falan bunun anormal bir mali boyutu var. Devletim bu projeyi devreye sokabilmek için milyonlarca hatta milyarlarca dolar para harcayacak. Harcamasın demiyorum. Ama alternatif kaynakları da bir düşünsünler.

Dünyanın önde gelen ilaç şirketleri ilaç tanıtım elemanlarının denetimini yapmak, hangi doktor nerelerde çalışıyor? Bizim ilaçlarımızı içeren kaç reçete düzenlemiş? bunun takibini yapabilmek için Cegedim diye bir Fransız şirketinin geliştirdiği CRM tarzı bir yazılıma bir 1.5 milyon dolar para ödüyorlar. Doktor verilerinin güncellenmesi için de yıllık yüzbinlerce dolar. E-reçete verilerinin doğru şekilde analiz edilip raporlanması ilaç şirketleriyle paylaşılması, bu verileri ilaç şirketlerine satmak, pazarlama bütçelerini sadece ve sadece doktorların bilgi dağırcığını artırmak üzere çeşitli kongreler düzenlemekte harcayan ilaç şirketleri için de ekonomik bir çözüm olur diye düşünüyorum

Sağlıcakla kalın

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Biz, bağımsız yayın kuruluşu olarak, size sunduğumuz hizmetin maliyetini, reklam gelirleri ile karşılıyıoruz. Reklam gelirlerimizii artırmamıza yardımcı olun.