Ana sayfa Analiz Elçiye zeval olur bal gibi…

Elçiye zeval olur bal gibi…

419
0

Merhaba Dostlar.Size söz vermiş olmama karşın, uzun bir süre elime kalem alamadım. Kalem tamamen sözün gelişi, tuşa basamadım desem daha modern olacak galiba. Birtakım kişisel nedenlerle uzak kaldım sizlerden, özür dilerim.

Tam da kendimi ‘artık yazmalısın’ diye zorlarken, bugünkü (09 Ekim 2009) BT DÜNYASI bana ulaştı. En baştaki haberi okuyunca, artık yazmadan duramayacağımı anladım.

Türkiye’nin teknoloji elçisi Türk Telekom! Ne kadar gurur verici, değil mi? Bir Türk şirketi, uluslar arası bir teknoloji fuarına katılarak ülkemizi temsil ediyor.

Hadi canım, sen de! Adındaki ‘Türk’ten, küçük ortak durumundaki kamu’dan ve nasıl olacağı pek bilinmese de gerektiği zaman devletin cart curt etmesini sağlayacak bir imtiyazlı hisseden başka hiç bir yeri Türk olmayan Türk Telekom, acaba kim tarafından, ne zaman ve ne şekilde Türkiye’nin elçisi olarak tayin edildi?

Yönetiminin tamamı yabancı sermaye tarafından yapılan ve elde ettiği kârı (ticari hakkı olarak) yabancı hisse oranında yurt dışına transfer eden bu kurumun bence Türk olan tek yanı, Türk’ün malını (ithal edilenleri de katarsak) ve Türk’ün emeğini Türk’e satarak elde ettiği ve yurt dışına tır yüküyle transfer ettiği kârdan ibarettir.

Devletin yıllardır soyup soğana çevirdiği, siyasi iktidarların yıllar boyu en küçük bir yatırım dahi yapmadığı, üstelik birtakım bölüştürme, ayrıştırma, yasa çıkartma yöntemleriyle bitini piresini iyice ayıklayıp üstüne bir parmak kaymak sürdükten sonra konjonktürel olarak ‘en uygun’ zamanda satışa çıkartarak halkın tabiriyle ‘ölmüş eşek’ fiyatına belli bir gruba sattığı bu kurum, benim nazarımda asla bir ‘Türk’ şirketi olmayacaktır. Bu yazıyı da, dünden haberi olmayan, siyasetten iyice soyutlanmış günümüz gençliğini tahrik etmek, onları geriye dönüp araştırma yapmaya, artık birer birer serbest erişime açılmaya başlamış bulunan gazete arşivlerini karıştırmaya teşvik etmek için yazıyorum.

BT DÜNYASI’nın haberinin içine girin biraz. Teknoloji fuarında hangi ‘teknoloji’ ürünlerini teşhir ettiğimizi araştırın. Netaş ve Teletaş gibi kendi çağlarının çok ilerisinde iki kuruluşu tamamen siyasi (ve dışarıdan gelen emirlerle alınan) kararlarla öldürdükten, yani şimdi milyonlarca dolar ödeyerek dışardan getirmek zorunda olduğumuz donanımı (teknoloji denilen şeyin temeli de budur işte) geliştirmekten gönüllü olarak vazgeçtikten sonra, şimdi her biri on ila yüz kişilik bir ekiple hazırlanabilecek yazılımları birilerine satmak için yırtınıyoruz.

Sakın yazılım konusunu hafife aldığımı zannetmeyin! Her ne kadar kökenim donanımcılık ise de, çoğunuzun ‘portakalda vitamin’ dahi olmadığı zamanlardan bu yana bilişim teknolojisinin nasıl geliştiğini yaşayarak izlemiş olan birisi sıfatıyla, günümüzde yazılımın ne kadar önemli, ne kadar kârlı, ne kadar satılabilir bir ürün olduğunu asla inkâr etmiyorum.

Ancak, yazılımın ne kadar kopyalanabilir, taklit edilebilir ve modası geçebilir bir ürün olduğunu, dolayısıyla riskinin ne kadar yüksek olduğunu da gayet iyi biliyorum.

Okul çocuklarına yönelik eğitim programlarına karşı değilim, fakat bunları bu kadar abartmaya karşıyım. Bunların bir telekom şirketinin faaliyetleri ile ne kadar ilgili olduğunu anlamakta zorlanıyorum. Bunu üreten şirketin yurt dışında bunları satmaya çalışmasını ve hatta satmasını, şapka çıkartarak selamlıyorum, fakat o şirketin arkasındaki yabancı şirketin Türkiye’nin elçisi olarak tanımlanması, doğrusunu isterseniz beni fena halde rahatsız ediyor, hele bir de yukarıda açıkladığım nedenler eklenince.

Uzun lafın kısası, size şunu sorayım: eskiden, benim e-posta adresimin sonu ‘ttnet.net.tr’ diye bitiyordu. Devletin Türk Telekom adlı kuruluşunun hisseleri el değiştirip bir ‘Türk’ şirketi haline geldikten sonra, e-posta adresimi değiştirmek ve ‘ttmail.com’ ile biten bir adres kullanmak zorunda bırakıldım. Neden bu ‘Türk’ şirketi, ‘.tr’ alanındaki sunucusunu ‘.us’ alanına taşıdı? Gerçi sonradan ttnet web sitesinde eğer istersem bunun değiştirilebileceği konusunda bir not görür gibi olduğumu hatırlar gibiyim, ama böyle maskaralık olur mu, ben servis sağlayıcımın keyfine göre ikide birde e-posta adresi mi değiştireceğim diye düşünerek hiç dikkate almadım.

Arayı bu kadar uzatmadan tekrar görüşmek dileğiyle…