Ana sayfa Kemalettin BULAMACI [email protected]’in fedaileri!…

[email protected]’in fedaileri!…

257
0

Türk’üz ya. Her işin tersinden tutuyoruz.
Dünya Bankası’nın eğitim bloğu EduTech’te yeralan bir makalede dijital eğitim için kesinlikle yapılmaması gereken işleri sıralamışlar.
Hani 1998 yılında, onların verdiği kredi ile okullarımızda bilişim sınıfları kurmaya başladık ya. O Dünya Bankası.

Dijital eğitim sürecinde yapılmaması gerekenlerin en başında teknolojik araç gereçleri alıp onları kullanılmaz çöpler olarak tutmayın diyor.
Bu süreçte yapılacak en kötü işlerden birisi de alet edavatı aldıktan sonra dijital içerik konusunda araştırma başlatmak.
Dijital eğitim sürecinde bir başka yanlış ise eğitim dünyasında geçerliliği ispatlanmamış teknolojilere yatırım yapmak.

Biz ne yapıyoruz? Toplam bedeli 8 milyar dolarak adlandırılan Fatih Projesi için ilk önce alet edavat, yani akıllı tahta ve tablet bilgisayarlar satın almak için ihaleye çıkıyoruz.

Ne de olsa Türk’üz biz.

AALF diye bir organizasyon var. Anytime, Anywhere Learning Foundation. Türkçesi “Her zaman Her yerden Öğrenme Vakfı”. 21’inci yüzyılın eğitim sistemi üzerine kafa patlatıyorlar. Hatta 21’inci yüzyıl eğitim sistemi için 21 Madde çıkarmışlar. Eğitimin nasıl olması ve neler yapılması gerektiğini, nasıl şekillendirilmesi gerektiği anlatılıyor.
 

İlk 20 madde şöyle yapın böyle yapın diye anlatırken en son madde de bu eğitim için gerekli donanımı seçin diyor.

Biz kulağı yine tersinden tutuyoruz. Türk’üz ya.

Kaç defa? Kaç yayın organında bu konu hakkında yazdım? Kaç kişiye konu hakkındaki düşüncelerimi aktardım hatırlamıyorum artık.

Fatih Projesi, bizim eğitim geleceğini şekillendirecek önemli bir proje. Bu projenin hayata geçirilmesi için “akıllı tahta, tablet bilgisayar” gibi teknolojik ürünler almak üstünü kafa patlatmak yerine “dijital eğitim sistemi” üzerine kafa yormamız bunu şekillendirmemiz gerekiyor.

Eğitim içeriği nasıl olacak? Çocukların performansları nasıl izlenecek, gelişimleri nasıl gözlemlenecek? Elimizde yeterli içerik var mı? Wi-Fi ağlarının sağlığa zararlı olduğu fikirlerini ortaya attığımız zamanda çocuklarımız okullarda ellerindeki cihazlarla nasıl internete bağlanacaklar? Okullarımızda mevcut ADSL internet hatları öğretmenlerin kullanımı için bile yeterli bant genişliğine sahip değilken yüzlerce öğrenci nasıl internete bağlanacak? Bu sorulara rasyonel çözümler, fikirler geliştirip ondan sonra kullanılacak olan cihazlar konusunda kafa patlatmalı “yerli üretim” gibi komik tartışmayı öyle başlatmalıyız.

Ankara’da Yüce Okulları diye bir kurum var. Bu öğretim yılında 3’üncü sınıftan itibaren kağıdı, defteri, kitapları atıyorlar eğitim sistemlerinden. Laptop, tablet karışımı bir ürün ile eğitim vermeye devam edecekler.

Bu kararı nasıl almışlar? “Aaa ne güzel çocuklara tablet verelim. Böyle öğretelim” mi ? demişler. HAYIR.

Yaptıkları çalışmalar, eğitim sistemindeki araştırmalar, ellerindeki mevcut icerik onları zorlamış buna. Bakmışlar kaçış yok teknolojik çözüm aramaya başlamışlar. Sonunda tabletlerde karar kılmışlar.

Bizim de ülke olarak daha derinlemesine bir araştırma yaparak bu işe öyle girmemiz gerekiyor. E-devlet konusunda bile milyon dolarlar vererek bir strateji yazdırmış ülke, inşaat projeleri için ETÜD çalışmalara milyonlarca dolar gömen ülkenin geleceği olan çocukların eğitimi için de aynı titizliği gösterip bir ETÜD çalışması yaptırması gerekiyor öncelikle. Yoksa 16 milyon tablet almak, sınıflara tahta koymak kolay iş.