Ana sayfa BT Gündem Filler Tepişir Çimenler Ezilir

Filler Tepişir Çimenler Ezilir

179
0

Geçen gün Turkcell’in yeni Holdingiçi tarifesini inceliyordum. Bu tarifede, bir şirketin bayileri ile cep telefonuyla, TürkTelekom’un şehiriçi görüşme bedelinin yaklaşık dörtde biri ücretle görüşmesi mümkün görünüyordu. Konuyla ilgili bir arkadaşıma, “İyi de bu durumda ben bayilerimin santrallerine birer FCT bağlatırım ve onları Turkcell üzerinden ararım, şehiriçi telefon faturalarımı %75 azaltırım” dedim ve uygulamada buna engel olan bir durum olmadığını öğrendim.Türk Telekom’un son reklam kampanyasını izliyorsanız, kendisine rakip olarak GSM operatörlerini gördüğünü fark etmişsinizdir. Turkcell Holdingiçi tarifesine bakınca, hiç de haksız olmadıklarını anlıyoruz.

İyi de, zaten zor durumdaki Uzak Mesafe Telefon Hizmeti operatörleri son kurtuluş ümidi olarak Şehiriçi lisansların verilmesini bekliyorlardı. Bu durumda yakın zamanda şehiriçi görüşme pazarında da kar etmek mümkün olamayacak gibi görünüyor.

Ama Türkiye’de UMTH işi en başından beri yanlış başladı ve devam etti. Bu hatalar hem kamu yönetimi ve özel girişimciler tarafından yapıldı. Kamu yönetimi, Türk Telekom’un özelleştirilmesi öncesinde oluşacak rekabet ortamının, şirketin değerini düşüreceği endişesi ile, filli engellerle UMTH operatörlerinin önünü tıkadı. Telekomünikasyon Kurumun’dan bir yöneticinin özelleştirme öncesinde söylediği, “Türk Telekom, bu milletim bir hazinesidir. Hepimizin gözümüz gibi onu korumamız lazım” sözü bu düşüncenin bir ifadesidir. Özel girişimcilerin hatası ise bana sorarsanız daha affedilmez. Anlı şanlı holdinglerimizin Telekom pazarının “büyük” oyuncusu olmak adına yaptıkları yatırım, küçük bir inşaat şirketinin banliyöde yaptığı konut projelerinin bütçesinden daha küçük kaldı. Herkesin hayalinde “Türk telekom’dan %20 ucuza hizmet verip, pazarın %2-3’ü kaparak, yatırımlarını bir yıla kalmadan çıkarmak sonra da elde edecekleri kar ile yapılarını geliştirmek” vardı. Türk Telekom’un özelleştirme öncesinde pazarını koruyabilecek ataklar yapabileceği, VoIP kullanımının yaygınlaşmasının uzak mesafe görüşme pazarını büyük ölçüde daraltacağı, GSM kullanımının sabit telefonlar için en büyük tehdidi oluşturduğu o dönemde dile getirilen olgular olsa da, şirket yöneticileri kulaklarını tıkadılar. Sonucun böyle olması şaşırtıcı gelmemeli aslında.

Ne yapılmadıydı?
“Araba devrildikten sonra akıl veren çok olur” derler ama önceki yıllarda da bu düşüncelerimi ifade etmiş olduğum için şimdi daha rahat konuşabiliyorum. Öncelikle UMTH operatörlerinin rekabetin önündeki engellerin kaldırılması için bir kamuoyu bilinci ve baskısı oluşturmaları gerekirdi. Bu zamanında yapılsaydı, yasanın emrettiği gibi 1 Ocak 2004 tarihinde telekom sektörü gerçekten serbest rekabete açılmış olurdu. Bunu özel havayolu işletmecileri başardılar. Türk Hava Yolları’nın rakiplerinin önünü kesmeye yönelik birkaç atağı olunca, konunun günlerce ulusal basının manşetlerine çıkmasını sağladılar. Telekom sektöründeki sıkıntılar ise, ancak birkaç makale konusu olabildi.

Ayrıca UMTH operatörleri, “birkaç milyon dolarlık yatırımı bir yıl dolmadan amorti etme” planının gerçek olamayacak kadar güzel bir rüya olduğunu kabul edip, daha en başında yenilikçi hizmetler geliştirmeye yönelmeliydiler. Türk Mühendislerince geliştirilen CWIZ gibi Intellex gibi IP PBX projelerini destekleseler, bu sistemleri müşterilerinin ücretsiz kullanmalarını sağlasalardı, bugün KOBİ pazarında Türk Telekom’un hakimiyetini ortadan kaldırmış olabilirlerdi.

Peki şimdi ne olacak?
Öncelikle şunu hala göremiyor olmamız çok ümit kırıcı: Telekom sektörünün serbestleşememesi, Türkiye’ye büyük şeyler kaybettirdi. Her açıdan. Öncelikle tüketici hizmeti dünya koşullarına göre çok pahalı şekilde almaya devam etti. Bu ise ekonomik büyümenin sınırlı olmasına neden oldu. Bugün hala birçok şirkette şehirlerarası görüşmeler 3 dakikada kesiliyorsa, bunun nedeni görüşme ücretlerinin pahalı olmasıdır. Peki şirketler konuşmadan nasıl iş yapabilirler?

Ama bence daha ülkemizin daha büyük kaybı, artık global telekom piyasasında Türk Şirketlerinin ortaya çıkamayacak olmasıdır. İç pazarda bile bu andan itibaren varlık gösterebilmek için gerçekten çok büyük yatırımlar yapılması gereklidir. Telekom operasyon becerisine sahip olmayan yerli yatırımcıların, bu alanda milyar dolarlarını maceraya atmalarını kimse beklememelidir. Gerçek rekabet koşulları oluştuğunda, yabancı telekom operatörleri Türkiye’de yatırım yapacağını düşünmek daha doğru olur.

Korkarım bu saatten sonra yerli UMTH operatörlerimizin acılarının biran önce son bulması için dua etmekten başka bir şey gelmez elimizden.