Internet Konferansı yine zayıf kaldı

12 Nisan 1993’te resmi olarak Internet’le tanışan Türkiye geçen yıllar ve bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Internet Konferansı’na rağmen hala gelişmeyi ve Internet’e gelen sansürleri konuşuyor. Uluslararası raporlar Türkiye’nin bu alanda geri kaldığını belgeliyor.
Konferans Başkanı Mustafa Akgül’ün 13’üncü Internet Konferansı’nda yaptığı konuşma da Türkiye’de hem internetin tarihini, hem de bugün geldiğimiz (gelemediğimiz) noktayı ortaya koyarken ileride neleri hızlıca hayata geçirmemiz geriktiğinin altını çizdi.

İşte Akgül’ün Konferans Konuşması

“Bu konferans 1995 kasımında Bilkent Universitesinde başlamıştı.
Türkiye’ye internet 12 nisan 1993’te gelmişti. 9.6K Bitnet altyapısı ve
19.2’lik yeni internet altyapısı ve 64K’lik yurt dışı hattıyla sıkıntılı
2 yıl geçirmiştik. Tr-Net ekibi ile TT anlaşamamış, daha doğrusu ODTÜ
ile TUBITAK anlaşamamış, TT devletden yatırım izni koparamış,
üniversiteler birbirine girmeye başladığı bir noktada, “gelin bir masa
etrafında” toplanalim, sorunlarımıza çare arayalım fikri ortaya atıldı.
Önce kimse farketmedi, bir panel sonrasında tekrar ortaya atılınca fikir
sıcak karşılandı. Epey uğraştıktan sonra, Bilkente ilk konferansta
anlaştık. Bu arada TT Turnet ihalelesine çıkmıştı. Bilkent ve Bogaziçi
kendi yurt dışı hatlarını almaya çalışıyordu. TT o zaman anlı şanli bir
tekeldi. Bu iki hattı, ihale sonuçlanana kadar bağlamadı.

Bu geri planla biz ilk konferansı Bilkentte yaptık. ilk gün Bilkentin
800 kişilik Konser salonunda, ikinci günde Mithat Çoruh anfisi ve
dersliklerde yaptık, ve 2 günde salonlara sığamadık. Ortalıkta heyacan,
merak, beklenti vardı. Turnet ihalesi bir gün once bitmişti, konferansta
açıklacaktı. Konferans, o gün İnternetle ilgili tüm kesimleri bir araya
getirdi. Amacımız, Türkiye İnternetine ivme vermekti. Bilgi ve deneyim
paylaşımı sağlamak, sorunlara çozüm aramaktı. Toplumun ve siyasetin
dikkatini çekmekti. Bu konferans dizisi Ankara-istanbul arasında gitti
geldi, askeri müzede kaldı Birkaç yıl, simdi tekrar Üniversitelere
dondu. Bu konferans dizisinde siyasetin ve kamunun ağırlığı ile iş
dünyası arasında dengelemeye çalıştık. Bu gün bu konferansın, hala,
internetle ilgilenenlerin buluşma noktası, sorunların tartışıldığı bir
platform, ortak aklın arandığı bir ortam olmasını arzuluyoruz. Bu
konferansın, internet konusunda, topluma Entelektüel liderlik etmesi
arzumuzdan ve çabamızdan vazgeçmedik.

Bu konferans dizisi Türkiye’de bu yonde pek çok çabaya vesile oldu,
katkı verdi.

Şu anda kapatılan İnternet Kurulu, Türkiye İnternetinin onüne açmak için
oluşturulmuş, katılımcı bir ortak akıl platformu idi. Necdet Menzir’in
Bakanlığında kurulmuştu. İnternet Kurulu, geniş kitelelere İnterneti
anlatmaya, Anadoluda her ilde yapılan etkinliklerle, bir çeşit İnternet
Bayramı yapmaya çalışan ve 2 hafta sürdüğümüz, Internet Haftasını
başlattı. Internet Kurulunun kapanması üzerine, Bilişim STK’ları olarak
İnternet haftasını sürdürüyoruz. 1998 yılında, bu salonda “Kamu
Bilgisayar Ağları – kamunet” konferansını yaptık. Bunun arkasından
Kamunet Üst Kurulu kuruldu. Bugünkü e-devlet calişmalarının nüvesini
attı ve ivme vermeye çalıştı. Internet Konferansının en büyük türevi ise
Akademik Bilşim Konferanslarıdır. 1999’da ODTÜ’de başlayan Akademik
Bilişim Konferans dizisi, her yıl bir Anadolu şehrinde yapılmaktadır.
ODTÜ’den sonra Isparta, Samsun, Konya, Adana, Trabzon, GaziAntep,
Denizli ve Kütahya’da yapıldı.

Biz İnterneti Nasıl Algılıyoruz

İnsanlık, sanayi otesi yeni bir toplum biçimine geçişin sancılarını
çekiyor. Adına İnformation Society, Knowledge Society, Knowledge Based
Economy, Knowledge Driven Economy gibi ifadelerle belirtmeye
çalıştığımız bu değişimi İnternet sembolize ediyor. Sanayi devrimi
insanın kol güçünü çokladı, onun etkin kullanımı mümkün kıldı.
İnternetin temsil ettiği Bilişim devrimi ise insanın beyin gücünü
çokluyor, onun ürünlerin paylaşılmasını, yeniden üretilmesini
kolaylaştırıyor. Bilgi teknolojileri bilimle bir sarmal içinde birbirini
tetikleyerek gelişiyor. İnternet Bilgi Toplumun taşıyıcısı, on modeli,
katalizoru konumunda. Bireyi ozgürleştiiryor, güçlendiriyor. Hiyarşiik
yapıları kırmaya başlıyor. Bu değişimler koklü değişimlerdir. Nasıl
sanayi devrimi sancılı olduysa, Bilgi Tolumun donüşüm uzun ve sancılı
olacaktır. 1997’de TCP/IP’yi tasarlayan Cerf’u inet-tr için Türkiye’ye
çağırmıştık. Gelemedi, ama gonderdigi mesajda kısaca diyordu ki,
“Internetin ne yonde gelişecegi konusunda hic birimizin bir fikri yok”.
O nedenle Google, Youtube’u, facebook’u tahmin edemiyoruz; youtube’u
kuranlardan biri 2 sene sonra vazgeçiyor, ondan 1 yıl sonra milyar
dolara satılıyor.

Internet ve Bilgi Toplumları çabaları tüm ülkeleri sardı, uluslarası
kuruluşlarda işin içinde. sürekli programlar çıkıyor, raporlar
yayınlanıyor, uluslarası yeni yapılar kurulmaya çalışıyor. tabii ki eşit
olmayan bir gelişme soz konusu.

Dünya Nerede, Türkiye Nereye Gidiyor ?

Internetin boyutları konusunda Birkaç rakam verirsek: 1.25 milyar insan
İnternet kullanıcısı. İnternete kayıtlı bilgisayar sayısı 490M. 140M
web. 100M uluslarası, 30M kadarda ulusal alan adları var. Blog sayısının
100M’a yaklastigini, Vido sayisin 100M’u astigini, webteki sayfa
sayısınında çoktan 20 Milyarı aştığını soyleyebiliriz. Turkiyeye gelince
15-16 milyon civarinda kullanıcı oldugunu düşünüyoruz. TUIK bir kere
anket yaptı. TUBITAK nufusu 20 bin ustundekı yerlerde anket yapmisti
durdu. Internete kayitli bilgisayar 2 milyon rapor edildi. .TR altinda
140 bin alan adi var. Yurt disinda da 650 bin civarinda var. Yurt içinde
ve disinda blog ya da web sayfasi olanlarin 1 milyona yaklastigini
tahmin ediyoruz. Kabaca değerlendirirsek, dünya ortalaması yakalamış
durumdayız. Ama, avrupa ortalamasını yaklayamadık. Bulgaristan ve
Romanyada da bazı alanlarda bizi gecmeye basladı. Son OECD raporuda pek
parlak değil.

Uluslarası indekslere bakarsak, ortalarda bir yerlerde oyalanıyoruz. İlk
indekslerde 55 ülke arasında 44 sırada idik. 2007 economist e-readiness
indeksinde 69 ulke arasinda 42’ye yükseldik. Bazı e-devlet
gostergelerinde biraz daha iyiyiz. Ama, innovasyon indeksinde 80 ülke
arasında 56 sıradayız. Insani gelisme indeksinde ise 192 ülke arasında
80-90 aralıgında duruyoruz.

Bardagın dolu tarafında okulları, tamamen degil ama, büyük olçüde
internete bağladık. Finans sektorümüz internet işinde oldukça başarılı,
Maliye, Saglik, Adalet sisteminde onemli projeler var. Büyük ozel sektor
interneti oldukca iyi kullanıyor. Universitelerimiz, internetle yasamaya
alisti; sureç işliyor.

Bir Bilgi Toplumu stratejimiz var, Bakanları kapsayan bir icra kurulumuz
var, hatta bilim ve teknolojiden sorumlu bir devlet bakanımız da var.

*Türkiye Gemisi Rotasını Bilgi Toplumuna henüz dündürmedi!*

Tüm bunlara rağmen, ülkemizde sistematik, kapsamlı bir Bilgi Topluma
yoneliş olduğunu soylemek mümkün degil. Türkiye gemisinin rotasını bilgi
toplumuna dondürecek boyutta yapılanma, program, ve çaba yok. En başta,
siyasal sahiplenme olduğunu soylemek zor. Bilişime sahip çıkma
iddiasında olan çok, ama bunu hayata geçirecek yapılanma, proje ve
çabayla destekleyecek bakanlık yok. Vaktinin yüzde 10’unu buna ayıran
bakan, müsteşar ve genel müdür düzeyinde kimse yok. Bilgi Toplumu
çalışmalarını koordine edecek kapasitede bir yapılanma yok. Bilgi
Toplumu dairesi yetişemiyor. Sivil toplumu, ozel sektorü, üniverisiteyi
ve basını işin içine çekecek bir kadro yok. Mevcut, Bilgi Toplumu
Stratejisi ve eylem plani aslında, e-devlet programıdır. Emek yogun bir
ekonomiyi ve kırsal ağırlıklı bir toplumu, bilgi yoğun bir ekonomi ve
toplumsal yapıya donüştürmeyi hedeflemiyor. Koordinasyonun DPT’de oluşu
bunun bir yatırım koordinasyonu olarak algılanmasının sonucudur. Farklı
disiplinlerden uzmanları barındıran, esnek, bağımsız, inisiyatif
aaabilen bir yapı gerekirdi.

Konferansta 3 gun, 4 paralel salonda yapılacak Konferansta 10 eğitim
semineri, 9 Panel/çalışma grubu ve 18 bildiri oturumu var. Paneller,
güncel sorunlara ve yer yer kanayan yaralara dikkati çekmek için yapılıyor.

4 Panele işaret ederek konuşmamı tamamlayacağım. Bugün son oturumda
benim ısrarla “Sansür” dediğim 5651 nolu yasayı ve yansımalarını
tartışacağız. Yaklaşık bir yıl once, cocuk pornosu haberleri gundeme
dusmeye basladı. Abartılarak, toplum adeta kosullandırıldı. Adalat
Bakanlıgında var olan yasa çalışmaları, “temiz internet” soylemiyle,
ulaştırma bakanlığınca, yeni bir biçime konarak hızlıca yasalaştırıldı.
Yonetmelikleri bitmek üzere. İnternet, çozümü zor olan yeni sorunlar
oluşturdu. Bunların birazının çozümünü kimse bilmiyor, bazıları için
Uluslar arası mekanizmaların kurulması gerekiyor . Bu sorunlarla tüm
dünya ugrasiyor. Türkiye bir kırılma noktasında. Bireyi ve ozgürlikleri
mi esas alacak, yoksa yasakci bir bakış acısını temel alacak. Batı, bu
sorunları bireyi esas alarak, isbirlikci co-regulasyon yapıları ile,
egitimle çozmeye çalışıyor; Türkiye ise yasakçı bir bakış açısını
seçerek, ceza kanunuyla sorunu çozmeye çalışıyor. Yasanın yapılış biçimi
ve hızı İnternetin ortaya çıkardığı felsefeye aykırı. Devlet, bürokratik
bir kadroya, kagıt üzerinde dar bir konuda, mahkeme kararı olmadan
internete sansür koyma yetkisi veriyor. Bu Avrupa Birligi normuna,
ozgürlükçü bakış açısına uymuyor. Devletin, vatandaşlar adına, neyin
mustehcen olduguna karar vermesi, demokaratik bir ülkede sansür olarak
adlandırılır. Devletin okullarda buna karar vermesi doğal olabilir.

Bu konuda dikkati çeken bir gariplik, Bilgi Toplumu Dairesinin 5 kisiyle
baslarken, TK içinde Sansür dairesin 90 kisiyle baslaması. TK ‘nın ana
işi olan serbestleme ve düzenleme dışında, e-imza, telefon dinleme ve
interneti sansürleme işlerini üzerine almasıdir.

İkinci onemli panelimiz, e-devlet kapısı ve e-devlet uygulamalarıdır.
E-devlet kapısı, bakanlar kurulu karairıyla, ozellesecek olan TT’ye
verildi. TT ozellesince, uzun bir donem beklemeden sonra, bir uydu
şirketi olan Türksat e-devlet kapısını kucağında buldu. Kapının 2006
içinde açılması gerekiyordu. Henüz açılmadı. Panelde son durumu ogrenme
sansımız olacak.

Cumartesi gunu 3G panelinde işin zorlukları, getirisi ve gotürüsünü
tartışacağız. Daha sonraki serbestleşme Paneli ise internet ve Telekom
sektorünün kanayan yarasını bir kere daha masaya yatıracaktır. Türkiye
TT satışından gelecek paraya odaklandı, ve ana meselenin serbest ve adil
bir pazar oldugu gercegini atladı. TK cok gec kuruldu, ve maalesef ana
gorevini henuz yapamadı. Serbestlesmenin basarısını olçen bir indeks,
pazara yeni giren oyuncuların toplam pazar payıdır. Bu Türkiyede henüz
%2 ulasmaya çalışıyor. Güçlü bir hakim operatorün oldugu almanyada %10
civarında. Rekabet Kurumu, TT’nin ozellesmesine izin verirken, kablo
altyapısının alternatif bir telekom altyapısı olduguna isaret etti.
TK’nin kablo oparatorlerine lisans vermesin ardından, kablo, tabir
caizse devletlestirildi, mahkemelik oldu. Kablo-ıinternet dünyada
genişbantın onemli bir sağlayıcıs olmasına ragmen, Turkiye’de kablonun
liberallesmesinin bir takvimi bile yok. Türk telekom kamu tarafından
hala bir rekabet ustu bir kamu sirketi olarak algılanıyor. Rekabet
Kurumu ile TK arasında yetki karmasasi var. 2004 basinda TT’nin tekeli
kalktı ama fiili tekel, büyük olçüde devam ediyor.

Konferansın son paneli Bilgi Toplumu Bakanlıgı ve yazılım sektoru
başlığını tasıyor. Turkiyeyi Bilgi Toplumuna tasiyacak yapılanmayı ve
yazılım sektorunu bunun nasıl motoru yapacagımızı siyasetciler ve STK
arasında konuasacagız.

Bilgi Toplumu hedefine ulaşmada Bilişim olmazsa olmaz bir on koşul, ama
hayatın tüm boyutların değişmesi soz konusu. Bilim, teknoloji,
inovasyon, kültür, tarım, sanayi , kalkınma politikalarının birbiriyle
uyumlu olması gerekir. Bu konularda ekonomistleri, sosyologları da
aramıza çekebilmeliyiz.

Biz, İnterneti çok onemsiyoruz. Bu konferanslarıda genelde interneti,
ozelde Türkiye interneti tartışacak, toplumun gündemine koyacak, ve
ülkemizin gelişmesine katkı verecek bir platform, ortak akıl için bir
ortam olarak tutmaya çalısıyoruz, çalışacagız. İnternet konfernası
içinde, bir kamunet konferansı yapmak, ülkenin Bilgi Toplumu ve e-devlet
çabalarının gozden geçirileceği, geri besleme yapılacagı bir dost ortamı
yapmak istiyoruz.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Biz, bağımsız yayın kuruluşu olarak, size sunduğumuz hizmetin maliyetini, reklam gelirleri ile karşılıyıoruz. Reklam gelirlerimizii artırmamıza yardımcı olun.