Ana sayfa BT Gündem Kavak Ağacının Kovuğu

Kavak Ağacının Kovuğu

142
0

Kağıt üretimi birkaç kademede gerçekleşir. İşlem ağaç kesme ile başlar. Ağaçlar kesildikten sonra uygun noktaya nakledilir. Ağaçların kesimi ve nakliyesi sırasında kullanılan araçlar son derece büyüktür. Dolayısıyla nakliye yolları açmak için bile ormandaki bazı ağaçların kesilmesi gerekir. Her yıl dünyada ormanların yüzde 1,3’ü kağıt üretiminde kullanılmak üzere kesilir. 40 milyon hektara denk gelen bu oran yaklaşık olarak İsviçre’nin yüzölçümüne eşittir. Ağaç kesiminin yanında kağıt fabrikalarında ciddi enerji tüketimi söz konusudur. Bir ton kağıt üretimi esnasında 350 – 450 kWh elektrik enerjisi, 50 ton da su tüketilir. Üretim sırasında çevreye önemli miktarda kirli gaz, atık su ve katı atık bırakılır. Bu hem bitkilerin, hem de hayvanların doğal hayatını olumsuz etkiler ve yara bırakır. Nüfusun hızla artması, şehirleşme, Türkiye’de yavaş da olsa dünyada okuma alışkanlığının gitgide artması, matbaacılığın ve ambalajlama sanayisinin gelişmesi, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kağıt tüketimini artırıyor.

Şehirleşme arttıkça, medeniyetleşme geliştikçe kitap ve gazete okunurluğu ile paralel olarak kağıt tüketimi de artıyor. Yani gayri safi milli hasılaydı, milli gelirdi, cari fazlaydı bu ekonomik terimlerin hiçbirine bakmadan sadece yıllık kağıt tüketimine bakarak bir ülkenin ne kadar gelişmiş olduğunu anlayabiliriz. Bir ülkede kağıt tüketim hızı kişi başına ya da tüketilen kağıt miktarı ile belirleniyor. Bir yılda tüketilen kağıt miktarını o ülkede yaşayan insan sayısına bölerek kişi başına tüketilen kağıt miktarı tespit ediliyor. Böyle bir hesabı dünya ülkelerinde yapmışlar bakın neler çıkmış sonunda…

ÜLKELER KAĞIT TÜKETİMİ (Kg/kişi/yıl)
ABD 332
ALMANYA 187.7
JAPONYA 239
HOLLANDA 203.2
İNGİLTERE 163.5
AB ÜLKELERİ 190
DİĞER BATI ÜLKELERİ 203
ASYA ÜLKELERİ 26
AFRİKA ÜLKELERİ 5.5
DÜNYA ORTALAMASI 50.4
TÜRKİYE ORTALAMASI 42.0
İSTANBUL 53.0

Ülkelerin Kişi Başına Yıllık Kağıt Tüketimi ‘Tutumlu’ Türkler

Aslında yukarıdaki tabloya bakmadan ülkelerin gelişmişlik sıralaması yapılsaydı buna benzer bir tablo çıkardı karşımıza. Süper güç Amerika. Sonra bir dönemler ona kafa tutan şu aralar deenflasyonla ekonomik krizlerle uğraşan Japonya, ardından AB ülkeleri… Afrika ülkelerinde yazılar, sloganlar ne yazıkki iç çatışmalar sırasında kanla toprak üzerine yazıldığından kağıt tüketimi düşük seviyelerde henüz. Afrika ülkelerinin üzerinde Asya ülkeleri bulunuyor. Türkiye nerede? Türkiye kağıt tüketiminde AB ülkelerinin çok ama çok gerisinde. Beş Türk biraraya gelse ancak bir Avrupalı’nın yılda tükettiği kağıt miktarını yakalayabiliyor. Sakın ha bu tabloya bakarak Türklerin daha az kitap ya da gazete okuduğuu düşünmeyin. Bu Türkler’in tutumluluğundan ileri geliyor olsa gerek. Alıştık ne de olsa kemer sıkmaya. Bu özellik de misafirperverlik gibi, kahramanlık gibi biz Türklerin üzerine yapıştı galiba.
Her ne kadar biz çılgın Türkler kağıt tüketiminde son derece ‘tutumlu’ olsak da, ithal edilen yıllık kağıt miktarlarına bakıldığında daha fazla kemer sıkmamız, tuvalet kağıdını bile çift taraflı kullanmamız gerektiğini görüyoruz. Tabi bu arada ‘Avrupa Hijyen Ülkeler’ sıralamasında geriye düşüp, AB’ye uyum çerçevesinde Avrupalılar’ın bizi içlerine hazmetmelerini zorlaştırıcı bir durum ortaya çıkabilir ama ona da zamanı gelince bakarız artık.

Türkiye bir yılda tükettiği kağıdın yüzde 40’ını ithal ediyor. Bu yüzde kırklık değer ağırlık olarak yaklaşık 1.5 milyon tona tekabül ederken, parasal olarak yıllık ortalama 800 milyon doları buluyor.

İBB Örnek Olmalı

Bildiğiniz gibi kağıt tüketiminin en fazla olduğu alanlar ofisler. Özellikle resmi ve özel kurumlar, bankalar, mühendislik büroları, basın merkezleri, okullar kağıt tüketiminde üst sıralarda yer alıyorlar. Yine yapılan araştırmada bir ofiste kişi başına tüketilen kağıt miktarı günde 0.7 kg iken, bankalarda bu değerin 0.9 kg’a çıktığı belirlenmiş. Her ne kadar kağıt tüketimi ile gelişmişlik birbirine paralellik gösterse de, kağıt ithal eden bir ülkenin vatandaşı olarak ve teknolojinin içinde yeralan birisi olarak ben bu tüketim oranlarının düşmesini umut ediyorum. Bu oranlar nasıl düşer? Tabiki kağıt tüketimine dikkat ederek, israfın önüne geçerek ama bu da bir yere kadar mümkündür… Asıl çözüm teknolojiye geçmekte. Bugün kamu ve özel kurumlarda hergün yüzlerce sayfa kağıt imza için ordan oraya taşınıp duruyor. Dilekçeler, raporlar bir sürü kopyasıyla arşivlerde çürüyor.

Çoğu insan artık gazeteleri internetten takip ediyor. İnsanlar dijital dünyaya hızla ayak uydururken dilekçeleri e – posta ile göndermek, arşiv deposu olarak bilgisayarları kullanmak varken, kurumlar ve şirketler neden hala onlarca yıl öncesi metodları uygularlar anlamak mümkün değil.

Dijital imza geldi. Teknolojisiyle, hukukuyla birlikte geldi hem de. Altyapısı ile hazır geldi. İsteyen teknolojisini kullanır, isteyen hukuki güvencesiyle ilgilenir. Seçenek de var üstelik. Ben kurumların daha hızlı bu teknolojiye ayak uydurmalarını beklerdim ama beklediğim gibi olmadı. Çok yavaş kaldılar teknolojiye ayak uydurmada. Bu olumsuzluktan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni (İBB) ayrı tutmak gerekir belki de. İBB, çalışanlarıyla birlikte dijital imzaya geçti bile. Çalışanlar kendi aralarındaki iletişimlerini, merkez ile ilçeler arasındaki yazışmaları şifreli ve dijital imzalı e – postalarla sağlıyorlar artık. Çalışanlar arasında dilekçeler imzalı olarak internetten ilgili birimlere iletiliyor. Arşiv yönetim sistemi de yavaş yavaş oluşturuluyor. Sayfalar dolusu kağıdın klasörler içinde durmasına gerek kalmayacak. Her türlü belge dijital ortamda ilgililerin elektronik imzasıyla saklanacak. İsteyen istediği zaman internet üzerinden bilgi ve belgelere ulaşabilecek. Artık belediyede işler çok daha hızlı yürüyecek. Hem zaman kaybının önüne geçilecek, hem de kağıt tüketiminden doğan maliyetlerde kısıntıya gidilecek.

İBB’nin.attığı aslında çok büyük bir adım. Umarım İBB’nin vizyonu diğer belediyelere, özel / devlet dairelerine ve kurumlarına da örnek olur. Sayfalar dolusu imza toplamak yerine çevreyi dijital imzalarıyla korurlar.