Projelerin hali yürek burkuyor

Neden bu uygulamanı büyük dağıtım şirketlerine satmak yerine, cihaz kiralama ve Uygulama Servis Sağlayıcılığı modellerini birleştirerek Küçük ve Orta ölçekli dağıtım şirketlerine ulaşmaya çalışmıyorsun?

Geçtiğimiz gün bir dostum bana, yeni geliştirdiği mobil satış otomasyonu ve yerinde muhasebe uygulamasını gururla tanıttı. Uygulama, teknolojinin geldiği nokta ve sunduğu yararlar açısından gerçekten heyecan verici. Böyle bir uygulamanın ülkemizde geliştirilmiş olması ve dünya çapında çalışan dağıtım şirketlerinden birisine bir satış yapılmış olması daha da gururlandırıcı bir tablo. TBD çatışı altında kurduğumuz Kobilişim çalışma grubu şapkamla dostuma şu öneriyi sundum: Neden bu uygulamanı büyük dağıtım şirketlerine satmak yerine, cihaz kiralama ve Uygulama Servis Sağlayıcılığı modellerini birleştirerek Küçük ve Orta ölçekli dağıtım şirketlerine ulaşmaya çalışmıyorsun? Dostum, küçük ve orta boy şirketlere yönelik bir çok girişimde bulunduğunu; uygulamayı ücretsiz vermeyi bile düşündüğünü ama şirket sahiplerinden hep aynı yanıtı aldığını söyledi: ‘Bizim böyle bir şeye ihtiyacımız yok ki’

‘Bizim böyle bir şeye ihtiyacımız yok’

Kobilerin, bilgi ve iletişim teknolojilerine mesafeli dururken en sık kullandıkları argüman, sunuşlan yeni çözüme aslında ihtiyaçları olmadığıdır: ‘Bizim server’a, video konferansa, VoIP sistemine, geniş alan ağına, depo otomasyonuna, Müşteri İlişkileri Yönetim Sistemine vb. ihtiyacımız yok.’ Aslında bilgi ve iletişim teknolojilerinin doğru kullanıldığında sağladığı verimlilik artışı ve rekabet avantajı hakkında fikri olan herkes, ‘Bizim böyle bir şeye ihtiyacımız yok ki’ cümlesinin aslında ‘Bizim müşterimize yakın olmaya, daha çok satış yapmaya ve daha çok kar etmeye ihtiyacımız yok’ anlamına geldiğini farkedebilir. Ne kadar şaşırtıcı değil mi? Ekonomik krizin yaralarını sarmaya çalışan, dünya çapında rekabete soyunan şirketlerimizin aslında daha çok kar etmeye ihtiyaçları yokmuş.

Aslında sorun çok farklı bir yerde. Şirket yöneticileri, özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeleri izlemeye zaman ayıramayan KOBİ’lerin sahipleri; sunulan yeni çözümlerle daha çok kazanma arasındaki ilişkiyi kuramıyorlar. Bu noktada görev doğrudan bu çözümü üretenlere düşmüyor mu?

Büyük şirketlerdeki sorun

Benzer ilişki, büyük şirketlerde de kurulamıyor aslında. Büyük şirketlerin KOBİ’lerden farkı, harcayabilecek paralarının olması. Ancak bilgi ve iletişim teknolojisi yatırımları değim yerindeyse ‘adet yerini bulsun’ diye yapılıyor. Öyle ya, gerçekten bir yarar bekleniyor olsa, yapılan yatırımların eksik verimde çalışması veya tamamen atıl durumda kalmasını kimse kabullenmez.

Birlikte en büyük 500 şirketi dolaşsak ve sahip oldukları teknolojiyi nasıl kullandıklarını incelesek, belki mühendis olarak gördüğümüz tabloyu eğlenceli bulabiliriz ama ülkemizin kaynaklarını nasıl boşa harcadığını görünce aslında ağlamamız gerekir. Böylesi yürek burkan projelere sayısız örnek verilebilir. Üretiminin büyük bölümünü ihraç eden bir fabrikanın, ISDN tabanlı Video konferans sistemini; kullandığı telefon santrali ISDN’i desteklemediği için depoya kaldırmasını mı istersiniz; geniş alan ağı üzerinde ağ yönetim araçlarını kullanmadığı için aslında ihtiyaç duyduğu band genişliğinin 5 kat fazlası data devresi kirası ödeyen Bilgi İşlem Müdürleri’nin, yeni projeleri için bütçe bulamadığından şikayet etmesini mi? Tüm bölgelerinde dünyanın en gelişmiş telefon santrali ve en gelişmiş VoIP destekli yönlendiricilerini kullanan şirketin, tüm bölgelerinde ortak arama planı yaparak verimlilik artışı sağlamayı, Least Cost Routing bile yapmadığı için ayda milyarlarca liralık şehirlerarası telefon görüşmesi yapmasına ne dersiniz?

Genel Müdürlere, şirketerindeki verimsizliği gösterdiğimde ilk tepkileri, bilgi işlem müdürlerine kızmak oluyor ama; suç onlarda da değil ki. Bilgi işlem müdürleri somut hedefler olmaksızın bazı ürünleri satın alıp çalışır hale getirmişler o kadar. Kendilerinden istenmemiş bir şeyi yapmadıkları için onları suçlamak doğru değil. Şirketin rekabet avantajı sağlayacak teknolojilere yatırım yapmasını sağlayacak kişilere CIO (Chief Information Officer) yetkileri sağlayıp, yönetim kurullarında yer vermek gerekir. Şirketlerimizin kaçında Bilgi İşlem Müdürleri kendilerine yönetim kurulu masasında yer bulabiliyor?

Artı Değere Odaklanmak

Bence sorunun temelinde artı değer üretme eksikliği yatıyor. Artı değer olgusunu çok iyi anlamamız lazım. Temsilciliğini yaptığımız, ithal ettiğimiz veya ürettiğimiz ürün, yazılım, çözüm ne olursa olsun; değeri ancak kullanıcısına sağlayacağı yararın bir oranı olabilir. O halde artık dikkatimizi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin şirketlere sağlayacağı somut, ölçülebilir, ispatlanabilir sonuçlarını ortaya çıkarmaya yoğunlaştırmamız lazım.

Bana, geliştirdiği ürünü gururla tanıtan dostuma önerdiğim gibi. Biz bilişimcilerin artık şirketlerimizi mühendis gibi değil de ekonomist gibi yönetmeyi öğrenmesinin zamanı geldi de geçiyor.

Daha Fazla Göster

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu