Ana sayfa Analiz Ve Lidyalılar Parayı Buldu II

Ve Lidyalılar Parayı Buldu II

421
0

Bugün kredi kartı ile satış yapmayan firma yok gibi. Bunun tercümesi nedir, biliyor musunuz arkadaşlar? Bunun tercümesi, satın aldığımız her bir mala yüzde 2, 3, 5, her ne ise, fazladan bir para ödüyoruz demek. Bu paranın adı ise, komisyon. ŞŞŞŞŞT! Söylenmemesi gereken bir kelime söyledim, ama hiç de özür dilemiyorum. Her ay kredi kartı ile 100 liralık alışveriş yapan bir kredi kartı sahibi, ekstredeki rakamın tamamını belirtilen tarihe kadar ödediği takdirde kredi kartı şirketine yaklaşık olarak yılda 12 x 3 = 36 lira komisyon ödüyor. Arada bankanın avantası bulunduğu ve komisyon oranını da %3 olarak hesapladığım için, elbette bu tutarda hata olabilir, ama işin özü bu.

Ben kredi kartı borcumu daima tam olarak ve zamanında ödeyen bir vatandaşım, demek ki yaptığım alışverişin yüzde üçünü yılda on iki defa kredi kartı şirketine ödüyorum. Bunun adına komisyon deyin, haraç, avanta, faiz, tefeci farkı, ne derseniz deyin, fark etmez.

Karşı ekipten birisi hemen ortaya çıkıp şunu söyleyebilir: ‘Beğenmiyorsan kullanma kardeşim kredi kartını!’

Ne kadar kolay, değil mi? Beğenmiyorsam kullanmayayım. İyi de, ben ister kredi kartıyla, isterse nakit parayla olsun, yaptığım her alışverişte ‘bilakayduşart’ ödüyorum o haracı! Çünkü satıcı, bu farkı fiyatlarına zaten yansıtmış. Parasını metazori ödediğim bir hizmeti neden kullanmayayım?

Kredi kartı, parası olan insanların (nazik ifadesi ile global finansman kaynaklarının) paradan para kazanmak için geliştirdikleri bir üründür. Bu ürün sayesinde insanlar hak ettiklerinden daha fazla harcama yapmaya özendirilmekte, beklenen sonuç gerçekleşip de ödeme güçlüğü içine düşüldüğü zaman elinde avucunda nesi var nesi yok alınmaktadır. Böylece o para babaları, başka herhangi bir yöntemle elde edemeyecekleri kadar büyük bir geliri, ortalamada asgari düzeye inen bir risk karşılığında temin etmektedirler.

Küstahlık ve umursamazlık öyle bir düzeye erişmiştir ki, özellikle büyük mağazalarda ‘indirimli’ diye afişe edilen fiyata güvenip bir malı kasaya götürdüğünüz zaman, mesela 6 ay taksitle almak zorunda olduğunuzu öğrenmektesiniz. Üç ay taksitle veya tek ödeme ile almak istediğiniz takdirde fiyat derhal yükselmektedir. Ben bu durumla ilk kez karşılaştığım zaman afallamıştım, acaba reyonlar arasında dolaşırken zaman-uzay boşluğundaki bir çatlaktan geçip bir paralel dünyaya mı düştüm diye merak etmiştim. Kimse kusura bakmasın arkadaşlar. Biz basit vatandaşlar, bir malın taksiti arttıkça bir taksit faizi eklenmesi gerektiği, bunun da finansman maliyeti olduğunu biliriz. Taksiti azalan bir malın fiyatının artmasına kafamız basmaz. Eğer buradaki mantığı anlayan birisi varsa, lütfen bana iki satır yazıversin. Malum, bilmemek ayıp değil, …

Fakat bir dakika! Vay canına! Acaba buradaki dümen, insanları takside alıştırmak olabilir mi? Taksitle alınan mal, her alışverişten elde edilecek komisyonun (faizin, haracın, avantanın…) artmasını sağlayacak. Para babalarının elindeki para zaten bir sürü akıl dışı yöntem sayesinde arttığı, bu paranın gelir getirmek üzere bağlanabileceği işler ise o kadar hızlı artmadığı için, bu yöntem para babalarını çok daha mutlu edecektir. Üstelik, günlük gaileler içinde aylık toplam taksit tutarını hesap edemeyen kişilerin temerrüde düşmeleri sayesinde onları daha iyi yolmak da mümkün olacaktır.

Kredi kartı kullanarak geleceğimizin yaklaşık 1 ayını ipotek altına sokuyoruz. Geleceğimizden borçlanıyoruz. Önümüzdeki 1 ay içinde başımıza bir iş gelip de ödeyemez duruma düşersek, çark dönmeye başlıyor, bizi yamyassı ediyor.

Fakat bu, birilerine yetmiyor. Kredi kartı ile yaptığımız taksitli işlemler, geleceğimizin üç, altı, dokuz, on iki ayını ipotek altına almaya yönelik işlemlerdir. Aramızda gelecek on iki ay boyunca işten çıkartılmayacağını garanti etmiş kaç kişi var acaba? (Ben varım, çünkü zaten çalışmıyorum. Kimse de beni emeklilikten çıkartamaz, ölüm dışında.) Amaç, kart sahibini mümkün olduğu kadar uzun süreli takside bağlamak, bu arada bir hesap hatası yaparak içeri girmesi ya da başına bir iş gelip de parasız kalması için dua etmekten ibarettir. Bunlar gerçekleşmese de önemli değil, çünkü zaten taksit faizlerini de hesabın içine kattıkları için, borcunu doğru dürüst ödeyenleri biraz daha fazla sağma olanağı bulacaklar, giderek dünyanın ihtiyacını kat be kat aşmış olan dolarlarından biraz daha fazla gelir elde etme olanağı edineceklerdir.

Neyse, uzatmayalım. Aklı olan, benim ne demek istediğimi anladı. Anlamayanlar ise, süt verimi yüksek olduğu için ömür boyu süt pardon faiz ödemek zorunda kalacak olanlardır.

Kredi kartsız bir dünya ümidi ile…